Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
3. Dünya Savaşı
Chevy'nin yeni Corvette ZR1'i Almanya, İtalya ve Japonya'nın en iyilerine meydan okuyor.
28 Kasım 2008 / 18:17

Supercar'lar şatolar gibidir: en iyileri Avrupa'dan çıkar. Değil mi?

Kesin olan bir şey var ki, uzun zamandır bu böyleydi. Avrupalı yıldızlar daima, diğer kıtalardan markaların erişemeyeceği (ya da erişmeyeceği) bir fiyat ve performans seviyesinde geziniyorlardı. Farkı, fiyatı: Ferrari, Bugatti, Porsche, Lamborghini ve Aston Martin gibi nadide firmaların üstün makineleri, eski bir özdeyiş olan "hız, paradır: ne kadar hızlı gitmek istiyorsun?"un izinde giderek gerçekten pahalıya patlıyorlar. Ancak dünyada diğer hiçbir otomobilin gitmediği gibi gidiyorlar.

Ah, bir dakika. Şunun üstünü çizin. 2008'de Nissan yeri göğü inleten tekerlekli ve çift-turbolu manga robotu GT-R'ı piyasaya 80.ooo $'ın altında bir fiyattan sundu ama arabanın egzoz sesi Nordschleife'den Maranello'ya herkesin kulağını sağır etti. Şimdiyse Sam Amca hedefi on ikiden vurmak için son derece istekli: 2009 model olarak yepyeni, gelmiş geçmiş en kapasiteli seri üretim GM otomobili, en iyi Corvette, Chevrolet Corvette ZR1 geldi. Aluminyum ve karbonfiberden üretilmiş, frenleri en hızlı Ferrari'lerden alınmış ve pullarla süslenmiş, süperşarjerli bir balyoz. Evet, fiyat etiketi bir "Chevrolet" için onaylaması zor olan 106.ooo $'ı gösterse de ZR1 aynı zamanda "kısıtlama" kelimesinin yeri olmadığı bir performans donanımına sahip.

Bu iki yeni katılımcı açık bir şekilde Avrupalı rakiplerine toz yutturmak için can atıyorlar; doğal olarak, biz de onlara yardım etmek için. GT-R ve ZR1'i pistte ve Chrysler'in sekiz kilometrelik yüksek süratli Arizona Proving Grounds ovalinde Avrupa'nın iki süperstarının karşısına çıkardık: 2006'da "gelmiş geçmiş en iyi çok yönlü Ferrari" olarak nitelendirdiğimiz Ferrari 599 GTB Fiorano ve bu sene "dünyanın bugüne dek gördüğü en iyi spor otomobillerden biri" olarak tanımladığımız Porsche 911 GT2. Bize fotoğraflarda da göreceğiniz eski IndyCar pilotu ve Daytona 24 Saat birincisi Didier Theys eşlik etti. Nefeslerin kesildiği bir dizi yüksek süratli düzlük ve Las Vegas Motor Speedway pist testinde, adamamız O'ydu.

Arizona ve Nevada çöllerinde üç unutulmaz gün boyunca Üçüncü Dünya Savaşı gerçekleşti.


Kalkalım


En "güçsüz" katılımcısının 480 hp'ye sahip olduğu bir drag yarışında bilirsiniz ki duyacaklarınız, yakınlardan geçen bir F16'nın gürültüsüne neredeyse denk olacaktır. Yarışmacılarımız bizi hayal kırıklığına uğratmadı. Buradaki tek dört tekerlekten çekişli otomobil olan inatçı GT-R, şaşırtıcı olmayan bir biçimde güç dezavantajına rağmen elinden gelenden fazlasını yaptı ve - mancınık-vari kalkış kontrol sistemini kullanarak - 0'dan 96 km/s'ye yalnızca 3.2 sn'de çıkarken 612 hp'lik V12 Ferrari'yi geride bırakarak test ekibimizi hayrete düşürdü.

ZR1 azami fırlatma gücü için tecrübeli bir sürücüye ihtiyaç duyuyor; gaza biraz fazla basın ve arka lastiklerin 820 Nm'lik bir duman içinde kaybolduğuna şahit olun. Doğru yapın ve Vette'nin yalnızca 3.3 sn'de 96 km/s'e ulaşmasını izleyin - henüz birinci vitesteyken. Arkadan motorundan ötürü çekiş avantajına, yapışkan Michelin Pilot Sport Cup lastiklerine ve grubun hafiflerinden olan 1483 kg'lık kütlesine rağmen, 911'in 96 km/s'ye çıkışı 3.4 sn sürdü ve grubu arkadan takip etti (evet, böyle arabaları test ederken eleştirel hassasiyetimiz istemeden Popstar jürisininkine yükseliyor).

96 km/s sonrasındaysa çekiş önemini yitirirken gücün fiziği ve aerodinamik sürtünme katsayıları öne çıkmaya başlıyor. Yalnızca fabrika verileri bakarak bile sıralamayı kestirebilirsiniz: 480 hp'lik GT-R'in 160 km/s'e ulaşmas 8.0 sn sürerken, GT2 7.3 sn, 599 7.1 sn ve güç delisi ZR1 sadece 6.9 sn'ye ihtiyaç duyuyor.

400 metreye gelindiğinde ağır silahlar GT-R'ı artık iyice gölgelerinde bırakıyor. Nissan halen harika bir iş başarsa da (11.6 sn'de 192 km/s), diğerleri olağandışı. GT2 yalnızca 11.4 sn'de 204.6 km/s'e ulaşırken, 599 11.3 sn'de 202.24 km/s'i görüyor. Güçlü ZR1'se çarpıcı biçimde 11.2 sn'de 208.8 km/s'ye çıkıyor. Meali: ZR1 basitçe pahalı Avrupalı asilzadeleri tokatlıyor.

 



AVANTAJ: ZR1


Son Sürat... ve Facianın Eşiği


Şiddetli rüzgar son sürat denemelerimizi sekteye uğratacak gibiydi (Otobanda giderken hafif bir esinti hissettiğinizi hatırlıyor musunuz? Onu bir de 320 km/s'yle giderken deneyin). Ancak tecrübeli pilotumuz Didier Theys rahattı. "Sorun değil," dedi gülümseyerek. "Hadi başlayalım."

İlk olarak ZR1'in direksiyonuna oturdu ve bariyerli APG ovalindeki (ZR1'in V8'inin kükreyişi için videolara bir göz atın) dört turun ardından sınırlarını zorladığı Chevy'yi rüzgar etkisinde 320.64 km/s'ye ulaştırdı. "İlk viraja doğru tam gaz gidiyordum," dedi Belçika aksanlı umursamazlığıyla, "Gayet iyi, sorun yok." Ardından ekledi: "İlk turda virajın ardında bir tilki gördüm, ama sonra o da beni gördü ve hızlıca kaçtı!"

Vette'nin muazzam hava saldırısının ardından kesin olan bir şey vardı ki o da sekiz kilometrelik APG pisti bile böyle otomobillerin tam kapasite gösterebilmeleri için yeterli olamayabiliyor. Bilgisayarımızın söylediğine göre ZR1, Theys üçüncü viraja girerkenki tümsekten ötürü ayağını hafif gazdan çekmek zorunda kalmadan hemen önce halen itmeye devam ediyordu (ama rüzgarı arkadan alırken). Dördüncü virajın öncesindeyse kuvetli rüzgar ZR1'e engel oluyordu. Rüzgarsız ve uzun, pürüzsüz bir düzlükte ZR1 325 km/s'e rahatlıkla ulaşabilirdi. Hatta belki 328 km/s. Gene de, 320+ km/s'yi doğrulamış olduk. ZR1 kesinlikle bu en özel performans kulübünün bir üyesi.

Sıradaki: Ferrari 599 GTB. Theys Ferrari'yle, AGP ovalinin dördüncü virajından ana düzlüğe gözle görülür biçimde ZR1'den daha fazla hız taşıyordu - bu esnada muazzam V12'si kulaklarımızı sağır etmekle meşguldü. "Ferrari çok stabil, virajda yalnızca sol elim direksiyonda gidiyordum," diye konuştu Theys (599'un dengesine yardımcı olan şık arka difüzörüne güveninden söz ediyor). Gene de henüz üçüncü turundaydı ki Theys'in sesi telsizden duyuldu: "Pirelli'ler bitti," dedi sakince. "Geri geliyorum."

Bir dakika sonra, sol çamurluğunu hırpalamış çirkin kauçuk lekesiyle, 599 pite girdi. Saat yönünde dönülen pistte yükün çoğuna maruz kalan sol ön tekerlek, 300 km/s'in üstünde virajda tabakalarına ayrılmıştı. Tabanın dış kısmı bir Büyük Beyaz tarafından kemirilmiş gibi görünüyordu. Neyse ki Theys'in yetenekleri bir facianın kılpayı atlatılmasını sağlamıştı. Gene neyse ki, olay öncesi rüzgar etkisinde 322.4 km/s kayıtlara çoktan geçmişti. Test ekibimiz Ferrari'yi temizlemeye koyulurken stajyerimiz de üç saat uzaklıktaki Phoenix'e doğru yeni bir Pirelli için yola çıktı.

 



Ancak bu Theys için yalnızca "ofisteki bir diğer gün"dü. Hiçbir şey olmamış gibi aynen Porsche GT2'nin içine atladı ve tehlikeli bir diğer son sürat denemesi için yola koyuldu. Dört turun ardından verimiz hazırdı: 319.7 km/s. Michelin'ler tek parça kaldı ancak Theys pite döndüğünde mutlu değildi. "Porsche yüksek süratlerde çok fazla hareketli; bir ileri bir geri, pogo yapar gibi sanki. İri arka spoyler Ferrari'nin arka difüzörü kadar etkili değil, ki Porsche bunu haliyle kullanamaz çünkü arkada motor var. Üçüncü viraj öncesi tümseğe gelmeden ayağımı gazdan çekmeme rağmen GT2 üstünden geçerken gerçekten dengesizleşti. Hoşuma gitmedi. Korkutucu."

Son olarak, "Godzilla"nın sırası. GT-R pitten fırladı ve gözden kayboldu. Çok geçmeden dördüncü virajda, çift-turbo 3.8-litrelik V6'ya devir kesici yakınlarında çığlıklar attırırken Theys yeniden göründü. Biraz sonra üçüncü turuna başlamıştı ki ilk virajın ardından telsizimiz bir diğer uğursuz cızırtıyla sessizliğini bozdu. "Bir lastiği kaybettim," dedi her zamanki soğukkanlı haliyle, "ve karoserin bir kısmını".

GT-R pite döndüğünde, hasar şok ecidiydi. Sol arka lastik 290 km/s'in üstünde feci şekilde parçalanmış ve kopan parçalar karoserin arka kısmını bir havan topu gibi patlatmıştı. Ürkütücü bir şekilde Theys bunun olacağını neredeyse tahmin etmişti. Önceki ısınma turunda "Arka taraf virajda çok dolanıyor. Sol arka lastik çok uğraş veriyor," demişti.

Theys gene olanlardan etkilenmemiş görünüyuordu, ve gene iyi haberleri verdi: rüzgar etkisinde 312 km/s. GT-R'ı APG'nin garajına soktuk ve Chrysler'in yardımsever teknisyenleri muhteşem bir doğaçlama gövde tamiri uyguladılar. Ardından stajyerimize telefon açtık ve Pirelli'leri kaptıktan sonra bir de Bridgestone bayisine uğramasını rica ettik.

Turlarından ardından yapılan söyleşide Theys ZR1'e övgüler yağdırdı: "Son derece iyi. Biraz dolanıyordu fakat Porsche ve Nissan'dan çok daha iyiydi." Ancak bariz biçimde onu en çok büyüleyen Ferrari olmuştu: "Ovalde açık ara en dengelisi. Hızlı kullanması son derece kolay." Aynı zamanda dördü arasında en hızlısı olduğunu da belirtelim.

 

AVANTAJ: 599 GTB


Tanrıların Turları


Arabalarımızın yüzde ellisinin faciadan son anda kurtulmalarının etkisini üstümüzden atarken, Vegas'a doğru yola çıktık. Sırada Las Vegas Motor Speedway pistindeki şov vardı.

İlk olarak piste ZR1 çıktı. Kısa bir süre sonra koca V8 limitlerine ulaşırken standart karbon-seramik frenleri (Ferrari FXX ve Enzo'dan alıntı) virajlar öncesinde asfalta yapışmaya uğraşıyordu. İlk turun ardından "denge oldukça iyi," dedi Theys. "Bence frenlerin daha fazla soğutmaya ihtiyacı var ve güç o kadar fazla ki gaz pedalına basarken çok nazik davranmalısınız. Ayrıca bu arabada vitesleri direksiyondan değiştirilebilen bir şanzıman olsaydı, bahse girerim tur başına en az iki saniye daha hızlı olurdu. Dolayısıyla, ellerinizi direksiyonda tutmak için epey savaşıyorsunuz." Bizse Theys'in yüzünün bayağı güldüğünü gözlemledik.


ZR1: 56.9 saniye


Porsche GT2 hem hızlı görünüyordu, hem de hızlı duyuluyordu; her virajda çekiş kontrol sistemi arka lastikleri yolda tutmak için çalışıp dururken, çift-turbo sıralı-altılı her düzlükte çıtırdıyor ve tıslıyordu. (Her otomobili çekiş/denge kontrol sistemi açık ve en sportif ayarda sürdük, yani çoğu sürücünün gerçek dünya koşullarında genellikle tercih edeceği biçimde.) Theys söyleşide "Direksiyon hissi oldukça iyi . Viraj girişlerinde biraz keskin. Turbonun sertçe devreye girdiği yüksek devirlerde ustalık isteyebiliyor. Bol miktarda arkadan kayıyor. Ancak tutuş seviyesi yüksek ve Porsche oldukça tahmin edilebilir."


GT2: 57.5 saniye


Pistte Ferrari, virajlarda gövdesinin daha fazla burulmasından olsa gerek, diğer araçlardan daha iri görünüyordu. Theys sonra bu gözlemi doğruladı: "Denge harika, ancak apeksi muhakkak öngörmeniz gerekiyor. Ağırlıkla başa çıkmak (1803 kg'la testin en ağırı) önemli bir problem. Fakat çekiş kontrol sistemi oldukça rafine; yalnızca yardımcı olacak kadar devreye giriyor, ama hızınızı kesmiyor. Ve motor tek kelimeyle muhteşem. Güç dağılımı son derece geniş, neredeyse tüm pisti üçüncü viteste geçtim."


599 GTB: 58 saniye


GT-R piti terkederken herkesin gözü kronometredeydi. Acaba Nissan'ın teknoloji harikası dört-çeker sistemi ve etkili turboları onu, dar ve dolambaçlı LVMS pistinde epey daha güçlü rakiplerinin önüne geçirebilecek miydi? Godzilla devlerin hakkından gelebilecek miydi? Turların ardından Theys şunu söyledi: "Diğer araçlarda önden kaymayı gaz pedalıyla kontrol edebiliyorsunuz. Ancak GT-R'da daha fazla gaz daha fazla önden kayma demek. Limite ulaştığınızdaysa, birden arkadan kaymaya geçiyor. Motor tepkisi oldukça iyi. Tork doğrusal. Direksiyon ve fren hissi gayet iyi. Fakat çoğunlukla domuz gibi önden kayıyor."


GT-R: 58.1 saniye


GT-R Ferrari'nin hemen ardında bitirdi fakat Porsche ve ZR1'in oldukça gerisindeydi. Ve Theys'in ilk üç hakkında söyleyecek çoğunlukla olumlu şeyleri varken, Nissan hakkında genellikle eleştireldi. "Güç eksikliği makul bir özür," dedi, "ama yol tutuş eksikliği değil."


AVANTAJ: ZR1


İçerden Haberler


Ferrari'nin iç mekanı, Milano'daki bir moda geçiti kadar şık. Yalnızca İtalyan'lar bu kadar zarif ve duygusal bir sürüş mekanı yaratabilirlerdi: parlak renkli, ustaca dikilmiş dikişler; özel derinin nefis kokusu; 12.ooo $'dan fazla değeri olan isteğe bağlı karbonfiber kaplamalar. 300.ooo $'ın üstüne bir meblağ karşılığında gerçekten farklı bir şeyler bekliyorsunuz, ve alıyorsunuz da. Bir süpermodel ekleyin ve yola çıkın.

ZR1'in kabini tersine plastik ve yapıştırıcı kokuyor. Girdiğiniz anda bu koku sizi çarpıyor fakat bir süre sonra ya burnununz alıştığından, ya da beyniniz zehirlendiğinden, dağılıyor. Her ne kadar test aracımız deri kaplı konsolu, ZR1 nakışını, delikli deriden koltukları ve diğer bazı güzellikleri içeren isteğe bağlı 10.ooo $'lık 3ZR paketini içerse de, hiçbir şey "ben özelim" demiyor. Pek tabii kaliteli Bose ses sisteminin, çift iklimli klimanın ve kullanışlı Head-Up ekranın keyfini çıkarıyorsunuz fakat herhangi bir Corvette'in içinde olduğunuzu düşünebilirsiniz. Tüm para hızlı-gitme-donanımına harcanıyor - ve belki de doğru olan da bu - ama ZR1'in "her şeyini ortaya koyma" görev tanımını aklınıza getirdiğinizde müşterilerin VIP süit için bir 5.ooo $ daha harcayabileceğini düşünüyorsunuz.

GT2 ve GT-R grubun yarışçı delikanlıları. Porsche tamamen iş odaklı: harikulâde, alkantara kaplı spor koltuklar; rahatlıkla okunabilen sarı renkli göstergeler; alkantara direksiyon ve vites topuzu; isteğe bağlı Chrono Package Plus kronometre. Her şey yerine sımsıkı oturuyor ve hassasiyetle çalışıyor. Bir Rolex'in içindesiniz.

GT-R yürüyen bir PlayStation gibi (ki bu tesadüf değil: Sony aracın bazı ileri teknoloji elektroniklerinin gelişimne katkıda bulundu). Bol bol düğme ve gösterge. Birini çevirin ve büyük merkezi ekranda g-kuvvetinden fren pedalı girdisine, ön/arka tork dağılımından turbo basıncına ve tur sürelerine kadar pekçok veriyi takip edebiliyorsunuz. Arada bir yola da bakmayı unutmayın.

Chevy yeterince konforlu ve Porsche'yle Nissan her ayrıntısıyla yarış atı gibi görünüyor ve hissettiriyor. Ancak hiçbiri Ferrari'nin supercar dramasına ve katıksız  "özel"liğine yaklaşamıyor.


AVANTAJ: 599 GTB


Toz Bulutu Dağılıyor

 

 

Peki Üçüncü Dünya Savaşı'nı kim kazanıyor? Kesin olan şu ki bu grupta her otomobil bir süperstar olarak kendini gösteriyor. Nissan GT-R, 21. yüzyılın teknolojisini ve yıkıcı performansını, 77.840 $'lık inanılması güç bir başlangıç fiyatıyla sunuyor. Ferrari 599 GTB Fiorano, lezziz bir stil, edepsiz bir haz ve emsalsiz bir rafinelikle dünyada pek az otomobilin erişebileceği bir hız ve yol tutuş barındırıyor. Theys'in "grubun en yarışçısı" olarak nitelendirdiği Porsche GT2, zahmetsiz sürat sağlıyor (değişken geometrili çift-turbo motoru atmosferikmiş gibi hissettiriyor, güç üretimi son derece akıcı) ve tamamen kurşun geçirmez görünüyor. Tüm gün ona işkence edebilirsiniz ve biliyorsunuz ki asla şikayet etmeyecek. ZR1'in bazı göze batan kusurları var - dikkat çekmeyen dış tasarımı ve birinci sınıf rekabetin belirtilerinden yoksun iç mekanı gibi - ama gene de hemen tüm nesnel kıstaslarda (ve çoğu öznel olanda da) bu yeni Chevy, üst sınıf supercar'ların performans kapsamnı genişletiyor - ve bunu Avrupalı safkanlardan çok daha ucuza yapıyor. Supercar diyarında kral, 2009 Chevrolet Corvette ZR1.

Yalnız Amerika halen şato işinde berbat.


1. Chevrolet Corvette ZR1



Sınıf-dağıtıcı gücü, yarış otomobili yol tutuşu, canavar frenleri ve güzel kontrolüyle Cheyvy, asilzadeleri bile gölgesinde bırakıyor.


2. Ferrari 599 GTB Fiorano



Çok istiyor, ama çok da veriyor. Halen gezegenin en iyi spor otomobillerinden biri. Cinsel cazibeye gelince, boşverin: Ferrari, Gisele Bundchen'le buluşmak için seçeceğiniz yegane otomobil.


3. Porsche 911 GT2



Spor otomobillerin Rolex'i: harika mühendislik ve kurşun geçirmezlik. Gerçeküstü sürat, cehennemden gelmiş yol tutuş ve muhteşem kontroller - günlük sürüşler Le Mans turlarına dönüyor.


4. Nissan GT-R



Bu kadar inanılmaz bir otomobilin dördüncü bitirmesi size diğer üçünün ne kadar spektaküler olduğu hakkında fikir verecektir. Bu fiyata, rakibi yok. Ve Nissan'ın 480 hp'lik şöhretinin üstüne yattığını düşünüyorsanız, ikinci perdeye hazırlanın: GT-R V-Spec.

 

 

 

Foto galeri için tıklayın.

 


[Kaynak]

[Çeviren: And Mehmet ÇETİN]

YorumlarYorum Ekle
  • GTIerol
  • 12.03.2009 14:15
  • Porsche GT2 gibi arabların km si 0 başlamıyo biliyodum.

Modifiyem Garaj
TEST
FOTO GALERİLER



Yükleniyor...