"Caddelerden Pistlere" | |
| Kayıt Ol | Yardım | Üye Albümleri | Sosyal Gruplar | Etiketler | Arama | Bugünkü Mesajlar | Forumu Okunmuş Say | Arama |
| | #1 |
| renaultsport | Amerikan ekonomisindeki açıklar korkutuyor
ABD ekonomisindeki 'üçüz açık' tüm dünya piyasalarını tedirgin ediyor. 20.08.2007 09:58 Geçen pazartesi çıkan yazıda 'Türkiye'de neden kriz çıkmayacağını' ele aldık. Bunu iki nedene dayandırdık. Birincisi dünya ekonomisinde 2002 yılından beri yaşanmakta olan saadet zincirinin bitmesini kimsenin istemiyor oluşu, ikincisi de Türkiye ekonomisinin reel olarak büyük bir büyüme potansiyelinin olması. Dünya devleri sorumluluklarının farkında... Birinci nedenden ötürü ABD'nin ve diğer büyük aktörlerin gerekli sorumluluğu üstleneceğini ve adımlar atacağını, Asya krizindeki gibi kimsenin olup biteni seyretme lüksünün olmadığını ifade ettik. Gelişmeler de bu yönde. ABD cephesi: Gerçekten de cuma günü itibarıyla ABD, AB ve Japonya üzerinden piyasalara enjekte edilen likidite 400 milyar doları geçti. Devamında ABD iki önemli adım daha attı. Menkul kıymetlerin garanti olarak kabul edileceğinin açıklanmasının ardından iskonto faizinin geçici olarak yarım puan düşürülerek % 5,75'e çekilmesinin anlamı, sürecin paniğe dönüşmesini önlemek ve piyasaları yatıştırmaktır. Böylece artan likiditenin de yardımıyla fonlamada ek kolaylık sağlanacak, şirketlerin elindeki değerli kâğıtları borçlanmada kullanması imkan dahiline girmiş olacaktır. ABD'den çok yakında yeni bir adım daha bekleniyor. Zamanını kestirmek zor olsa da Merkez Bankası'nın (FED) gösterge faiz oranlarını eylül, bilemediniz ekim gibi yüzde 4,75'e çekmesi bekleniyor. 2008 ortası beklentisi ise yüzde 3,75'lere kadar varıyor. Açıkçası bu son dalga kopmasaydı da, enflasyon cephesinden gelen olumlu sinyaller nedeniyle ABD'de faiz indirimi zaten gelecekti. Ancak şimdi bunun bir ilave anlamı daha var: ABD'nin tahvillerine olan talebi artırmak ve piyasaların ateşini düşürmek için bu gerekiyor. Bütün bu adımların ne ölçüde etkili olacağını bekleyip göreceğiz. Ancak faiz indirimine rağmen, sürüp giden belirsizlik ve daralan kredi mekanizması, tüketim harcamalarının ertelenmesine ve dolayısıyla ABD ekonomisinde başlayacak bir durgunluğun dalga dalga dünya ekonomisine yayılma ihtimalini gündeme getiriyor. Japonya'da faiz artışı olmaz Şimdi Japonya'nın da daha aktif olarak sürece dahil olmasını bekliyorum. Şöyle ki, son günlerde yen'in değeri hem Euro, hem de dolara karşı hızla arttı. Yıllarca sıfır düzeyinde gezen faiz nedeniyle Japonya'dan ayrılan bol para, artan faize paralel olarak değeri artma eğilimine giren yen ve diğer başka nedenlerle azalan risk alma iştahı nedeniyle artık bu ülkeye geri dönmeye başladı. Yıllarca ucuz yen ticareti yapanların, bir haftada bu kazançlarının büyük bir kısmını kaybettiği ifade ediliyor. 22 Ağustos'ta Japon Merkez Bankası'nın yeni bir faiz artırımına gitme beklentisi, yen'deki değer artışını daha da tetikledi. Japon Yeni, geçen hafta Euro ve dolara karşı tarihî sayılacak oranda değer kazandı. Dolara karşı bir ara 111 yen seviyesi görüldü. Yatırımcı psikolojisini altüst eden bu gelişme aslında 'al götür' ticaretinin tümüyle ve panik halinde tersine dönmesi anlamına gelebilirdi. Ancak, ABD'nin faiz indirimi kararıyla dolar tekrar 114 yen düzeyinin üzerine çıktı. Sürecin devamında Japonya'nın faizi artırıp artırmayacağı etkili olacak. Ancak olup bitenlerden sonra Japonya'nın faiz artırma ihtimali bence kalmadı. Zira böyle bir karar tam bir bumerang etkisi yapar. Her şeyden önce Japonya dünyadan beslenen bir ekonomi olarak sürecin kontrol altına alınması için elinden geleni yapmak zorunda. Zaten dünya ekonomisinde bir durgunluk tehdidi varken, ekonomisi ihracata dayalı Japonya, faizi artırarak yen'in rekor düzeyde değer kazanmasına asla tahammül edemez. Japonya başını daha yeni yeni durgunluktan kurtarmaya çalışırken, tekrar aynı fasit daireye düşme ihtimali belirebilir. Unutmayalım ki, Japonya'da faiz artırımına karşı son derece canlı bir karşı grup var. Sanayici ve hükümet de bunlar arasında. ABD'nin kapitalizm sorunu ABD sistemiyle ilgili başka sorunlar da var. Dünyada emeğin dolaşımı serbest değil. Gelişmekte olan ülkelere karşı akla ziyan ticarî ayrımcılıklar devam ediyor. IMF gibi uluslararası kuruluşlar, sözde şeffaflık artırıcı reformlar için ensemizde adeta boza pişiriyor. Hatırlayınız, Asya krizinin şeffaflık ve denetim eksikliğinden çıktığı görüşü adeta beynimize enjekte edildi. Ancak ABD, de ardı ardına gelen şirket skandalları, kapitalizmin merkezindeki şeffaflık ve denetim sorununun çok daha vahim olduğunu gösteriyor. Finans sektöründe başlayan vahşi kapitalizmi önlemek için dünyada bankacılık sektörüne yönelik anlamlı bir denetim mekanizmasının oluşturulduğu ifade edilebilir. Bu köşede defalarca "bankalar denetleniyor, şirketlerin borçlanma göstergeleri neden denetlenmiyor?" diye sorduk. Kısaca şunu söylüyoruz; ülkelerde bankacılık sektörü denetlenirken, sermaye piyasaları ve mal piyasaları da benzer denetlemelere açılmalıdır. Ayrıca finansal hareketlerin küresel bir ortak denetim mekanizmasına tabi kılınması gerekiyor. Buna küresel sermayenin çete başı olan ABD direniyor. Çünkü ABD kendi yapıp ettiklerini 'standart kural' olarak görüyor. Dünya da ABD'nin bu çarpık düzenini devam ettirebilmesinin rüşvetini ödüyor. Şimdi olduğu gibi. Sermaye hareketlerine küresel bir düzenleme getirilmesi için bu kriz iyi bir fırsat olabilir. Bu arada yaşadığımız tecrübe bir gerçeği tekrar önümüze koyuyor: Küresel sermaye aç gözlülüğü ve kısa vadeciliği nedeniyle sıkıntıya düşene kadar sorunlara şaşı bakıyor, önünü görmek istemiyor. Bir yerde sıkıntı çıktığında ise sürü psikolojisiyle hareket ediyor, kazanç hesaplarının yerini, riskten kaçınmak ve kazandıklarını korumak dürtüsü alıyor. Asya piyasaları ABD mallarına açılmalı Aslında yaşanmakta olan süreç bir şekilde kontrol altına alınacaktır. Zira şimdilik sorun 10 trilyon dolarlık konut sektörünün % 14'lük bir kısmını kapsayabilecek mahiyette. Şimdilik zarar yazılması kesinleşen kredilerin toplam krediler içindeki payı sadece % 3'ü kadar. Bu nedenle sürecin reel ekonomiye sıçramadan, diğer kredi piyasalarını derinden etkilemeden kontrol altına alınması mümkün. Esas sorun şu ki; bu sonuçları üreten yapıya zerre kadar dokunulmuyor. ABD'nin temel sıkıntıları olan üçüz açık (cari açık, bütçe açığı, tasarruf-yatırım açığı) devam ettiği sürece küresel ekonomide rahat uyuma şansımız yok. ABD, cari açık ve bütçe açıklarını kapatma kabiliyetini artan oranda kaybediyor. Buna rağmen imajıyla, askerî gücüyle, dev ekonomisi ve tüketim pazarı ile dış kaynakları çekmeye devam edebilmektedir. Ancak zayıf bir ekonominin parası uzun süre güçlü olamaz. Dolar da yavaş yavaş bu akıbete doğru gidiyor. ABD Hazine Bakanı Henry Paulson, Çin'i adeta, haşa huzurdan, hacet yoluna çevirdi. Biliyorsunuz Çin, ABD'ye karşı korkunç bir cari fazla veriyor, elde ettiği döviz fazlasının oluşturduğu rezervlerin büyük bir kısmını da şimdiye kadar ABD tahvillerine yatırıyor, yani faiz kazancı karşılığında ABD'nin cari açığını finansmanına katkıda bulunuyordu. ABD halkı tasarruf yapmadan Çin mallarını tüketmeye devam edebilsin diye, onlara borç veriyordu. Şu açıktır ki, bu işin sonu yok. Her şeyden önce Çin, rezervlerini ABD Doları cinsinden tutmak ve/veya ABD tahvillerine yatırmaktan başka yollara da başvurmaya başladı. Bunu bir kenara kaydedin. Ayrıca Çin, para birimi yuanın yeterince değer kazanmasına ve böylece ABD ile cari açığın azalmasına da izin vermiyor. Asya piyasalarını ABD'nin mallarına açmadan ABD'nin yaralarını tedavi etmek imkânsız. Japonya'nın gardını 1985'teki Plaza anlaşmasıyla düşüren ve Japonya'yı hâlâ altından tam kalkamadığı büyük çöküntünün içine sokan ABD, 'eline vur ekmeğini al' kabadayılığını bu kez Çin'e yapamıyor. Dikkat ediniz, artık Çin yalnız değil. Şanghay İşbirliği Örgütü'nü ABD ne yaptı ise durduramadı. 11 Eylül sabotajı aslında bunun için düzenlendi. Afganistan ve Irak'a girerek ABD süreci yavaşlattıysa da, şimdi şoku atan Rusya ve Çin yanına İran'ı da alarak yoluna devam ediyor. Petrol fiyatlarıyla oynayarak Çin'i terbiye edeyim derken, artan petrol fiyatları Rusya ve İran'ı zengin etmekten başka işe yaramadı. İbrahim Öztürk /Zaman |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Seçenekleri | |
|
|