<?xml version="1.0" encoding="ISO-8859-9"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>Modifiyem© - Blogs</title>
		<link>http://www.modifiyem.com/forum/blog.php</link>
		<description>modifiye tuning modifiye video gallery links forum makale articles</description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Tue, 13 May 2008 09:58:35 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>http://www.modifiyem.com/forum/images/bluecomv3/misc/rss.jpg</url>
			<title>Modifiyem© - Blogs</title>
			<link>http://www.modifiyem.com/forum/blog.php</link>
		</image>
		<item>
			<title>1.9 1.6 gti parçaları çıkma</title>
			<link>http://www.modifiyem.com/forum/blogs/mehmetonur/105-1-9-1-6-gti-parcalari-cikma.html</link>
			<pubDate>Mon, 12 May 2008 16:05:12 GMT</pubDate>
			<description>:cool2:slm arkadaşlar ben pejo 205 parçalaı satıyorum 19 16 gti parçaları mevcuttur
numaralarım 0212 4235502 03535 7655678 çıkma parça</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>:cool2:slm arkadaşlar ben pejo 205 parçalaı satıyorum 19 16 gti parçaları mevcuttur<br />
numaralarım 0212 4235502 03535 7655678 çıkma parça</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>mehmetonur</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.modifiyem.com/forum/blogs/mehmetonur/105-1-9-1-6-gti-parcalari-cikma.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>nekadar alkış okadar kalkış</title>
			<link>http://www.modifiyem.com/forum/blogs/06-m-0008/104-nekadar-alkis-okadar-kalkis.html</link>
			<pubDate>Mon, 28 Apr 2008 16:53:32 GMT</pubDate>
			<description>milettt 06 m 0008 tanıyan varmı :cool:</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>milettt 06 m 0008 tanıyan varmı :cool:</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>06 m 0008</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.modifiyem.com/forum/blogs/06-m-0008/104-nekadar-alkis-okadar-kalkis.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>otomobilinizin ön düzen ayarları nasıl</title>
			<link>http://www.modifiyem.com/forum/blogs/kaplan-oto/103-otomobilinizin-on-duzen-ayarlari-nasil.html</link>
			<pubDate>Fri, 25 Apr 2008 14:44:23 GMT</pubDate>
			<description>otomobil kullanıyoruz ama rot balans ve lastik ayarları nasıldır biliyormuyuz?</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>otomobil kullanıyoruz ama rot balans ve lastik ayarları nasıldır biliyormuyuz?</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>kaplan oto</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.modifiyem.com/forum/blogs/kaplan-oto/103-otomobilinizin-on-duzen-ayarlari-nasil.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Filozof olmaya gerek yok...</title>
			<link>http://www.modifiyem.com/forum/blogs/xsaravts/102-filozof-olmaya-gerek-yok.html</link>
			<pubDate>Sat, 05 Apr 2008 10:10:39 GMT</pubDate>
			<description>Kadin psikolojisini otuz yildir incelememe ragmen büyük soruya cevap bulamadim. Gerçekte kadinlar ne istiyor?... -Sigmund Freud-</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Kadin psikolojisini otuz yildir incelememe ragmen büyük soruya cevap bulamadim. Gerçekte kadinlar ne istiyor?... -Sigmund Freud-</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>XsaraVTS</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.modifiyem.com/forum/blogs/xsaravts/102-filozof-olmaya-gerek-yok.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>T.C Ordusu nasıl kuruldu?</title>
			<link>http://www.modifiyem.com/forum/blogs/arif/101-t-c-ordusu-nasil-kuruldu.html</link>
			<pubDate>Wed, 02 Apr 2008 13:11:09 GMT</pubDate>
			<description>01 Nisan 2008 21:28
İstanbul Hükümeti,o günün Genelkurmayı,savunma Bakanı ve tüm Bakan ve Bürokratlarıyla elbirliği içinde Serv Anlaşmasını imzaladı. 
 
Serv anlaşması hükümleri gereği,hükümet ve genelkurmay başkanlığı,Orduyu lağvettiler.Askerler terhis oldu,subayların ilişiği kesildi.Dağıtılan...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><font face="Franklin Gothic Medium">01 Nisan 2008 21:28</font><br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">İstanbul Hükümeti,o günün Genelkurmayı,savunma Bakanı ve tüm Bakan ve Bürokratlarıyla elbirliği içinde Serv Anlaşmasını imzaladı. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Serv anlaşması hükümleri gereği,hükümet ve genelkurmay başkanlığı,Orduyu lağvettiler.Askerler terhis oldu,subayların ilişiği kesildi.Dağıtılan Ordunun yerine,50700 kişiyle sınırlı ve subay kadrosu içinde 1500 işgal devletlerinin müfettişleri denetiminde,Jandarma Birliği kuruldu. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Ordunun elindeki tüm silah ve techizat işgalcilere devredilecek.Silah üretimi ve ithalatı kesinlikle yasaklandı.Donanmada ise 6 torpito ve 7 hücümbot bırakıldı. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Tüm bunlar olurken İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon&quot;Türkler için askerlik tümüyle kapanmıştır.Lakin Türkler askerlik yapmak isterlerse,Türkiye sınırları dışına gideceklerdir.Mesela Fransız lejyonu onları kabul eder.Ancak İngiltere buna kesinlikle izin vermeyecektir.Çünkü Türkler,öteki düşmanlarımızdan çok farklıdır.Başka bir yerde askerlik yapmaları bile tehlikelidir.Türkiye ye dönüp yeni bir askerlik örgütü kurabilirler.&quot;diye beyanatta bulundu. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">İtilaf Devletleri(ABD,İngiltere,Fransa,İtalya..),&quot;yerli misyonerler&quot;le elele,dizdize son kalan TÜRK DEVLETİ Osmanlı İmparatorluğunu dünyadan sildiler.Üstelik bu &quot;yerli misyonerler&quot;Ordunun elinde bulunan tüm silah ve techizatı da,yine Orduya taşıttırarak İşgal güçlerine teslim edilmesi emrini verdiler. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Ancak asil TÜRK Subayları,üstlerinden gelen bu emirleri dinlemediler.Bulundukları vilayetlerde,halkla birlikte taşıyabildikleri tüm silah ve cephaneyi sakladılar.Ve bu nitelikte çok sayıda genç subay,kah dağlardan saklanarak,kah yürüyerek,kah kağnılarla gizlenerek bir yolunu bulup ANKARA ya geldiler. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Ankara,Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğinde yeniden düzenli Ordu kurmak istiyordu.Ancak,Ankara ya gelen çok sayıda genç sunaya rağmen Ordu yönetecek general ve savaşacak er sayısı çok azdı.Osmanlı Ordusundan rütbelerini geri vererek Ankara ya gelen general Mustafa Kemal dahil sadece 5 kişiydi. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Asker sayıları 15-25 e düşen alaylar,150-200 e düşen kolordular,er sayısı 9000 olması gereken 7.tümen 1100,8.tümen 1800 kadardı.Bölük başına 10-15,tabur başına 35-40 er düşüyordu. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Savaşı,Orduyu ve halkı işgale karşı örgütlemenin tüm yükü rütbeşi yüksek olmayan(yüzbaşı,binbaşı,yarbay..)genç subayların omuzlarındaydı.Bu genç subayların her alanda hizmetleri dolayısıyla askeri kaynaklarda&quot;İstiklal Savaşımıza Subay Harbi&quot;denilir. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Askerlik tarihinde en uzun süren meydan savaşı(22 gün)Sakarya meydan savaşında;askerin sadece yüzde beşi üniformalı,yüzdeyirmibeşinin ayakları tümüyle çıplak,yüzdeyetmişinin ise bir ayağında çarık diğer ayağında eski ayakkabı vardı.(ağlıyorum biraz müsaade) </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">18 kasım 1921 tarihli ABD istihbarat raporu&quot;Türk askerlerinin çoğunluğunun üniforması yok.Orduya evlerinden gelip katıldıkları yamalı eski elbiseleriyle cephedeler.Bazılarıda Fransız,ingiliz üniforması giyiyor&quot; </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Asil TÜRK Ulusu;yoksul,aç,çıplak ancak Gazi Mustafa Kemal'e derinden bağlı.Gazi Mustafa Kemal'de Ulusuyla birlikte yoksulluğu yaşıyor.Çünkü 1919 haziranında istifa etmiş hiç bir geliri yok.Aynı zamanda,İmparatorluğa karşı çete kurarak isyan başlattığı vatan hainliği suçundan idam cezasına çarptırılmış ve görüldüğü yerde tutuklanacak eğer karşı gelirse silahla ölü veya diri yakalanacaktır. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Sade ve temiz bir avcı ceketi,eskidikce tamir edilen bir çift siyah çizmesi ve İstiklal Savaşı boyunca giydiği belden kemerli açık renk bir tane paltosu.Ankara nın üç kışını da o paltoyla geçirdi,cephelerede o paltoyla katıldı.(ağlıyorum biraz müsaade).. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Yırtık yamalı elbiseleri,yalınayak yada teki başka çarıklarıyla bir avuç yoksul TÜRK;muzaffer zengin her türlü imkana sahip işgalci güçler ve onlarla her türlü konuda işbirliği içinde iç hainlere karşı ölüm kalım savaşı veriyordu. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Gazi Mustafa Kemal ve TÜRK Ulusu,hem vatanın dört bir yanında savaşıyor,hemde tekrar düzenli ordu kurmak için çalışıyordu. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Başkomutan Gazi Mustafa Kemal;Genelkurmay ve milli savunma Bakanlığını Başkomutanlıkla birleştirdi,diğer bakanlıklarlada eşgüdüm sağlayan yeni bürokrat yapılanmayı kurdu. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Düzenli Orduyu kurabilmek için,7 ağustos tekalif-i Milliye emri,8 ağustos ta tekalif-i milliye komisyonu kurdu.On maddelik buyruk yayınladı. </font></font><br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">1-Milletten ellerinde ordunun işine yarayacak ne varsa </font></font><br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">2-Tüm yurtta her aile den,bir kat çamaşır,bir çift çorap,bir çift çarık istedi. </font></font><br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">3-bez,kaput bezi,pamuk,yıkanmış yada yıkanmamış yün,kumaş,kösele,sarı yada siyah deri,dikilmiş yada dikilmemiş çarık,potin,ayakkabı çivisi,tel çivi,saraç ipi,mıh,yem torbası,demir,nal,yular,kolon,kaşağı,eğer,un,arpa,  fasulye,bulgur,nohut,mercimek,kasaplıkhayvan,şeker  ,gaz,mum,tuz,pirinç,sabun,yağ,zeytinyağı,çay. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Ve tüm bu istenilenler için bedeli sonra ödenmek üzere makbuz verilecek.Ancak asil TÜRK Ulusu para istemiyor.İstememesine rağmen millet yoksul olduğu için,makbuz almayanın malı alınmıyor.Bunun üzerine makbuz almak zorunda kalıyordu. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">4-5-6-7 ve 8.ci buyruklarda savaşa elverişli silah ve cephane,benzin,vazelin,gres yağı,makine yağı,araba lastiği,lastik yapıştırıcı,buji,soğuk tutkal,telefon makinesi,kablo,kablo,pil.. </font></font><br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">9-Demirci,marangoz,döküm ustası,saraç,arabacılar,imalethanelerin listesi,kasatura,kılıç,mızrak yapacak ustalar. </font></font><br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">10-Dört tekerlekli yaylı araba,dört tekerlekli at,öküz arabası,kağnı donanımları ve hayvanları,binek yada top çekecek atlar,katırlar,develer ve eşeklerinyüzdeyirmibeşinin orduya teslimi. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">12 ağustos 1921 kurban bayramının birinci günü,Başkomutan Gazi Mustafa Kemal;Hacı Bayram Camiinde yaklaşık beşbin kişiyle bayram namazını kılıyor ve hemen o gün cepheye hareket ediyor. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Cephelere gidenler gitti.Geride kalan kadınlar,çocuklar ve ihtiyarlar;fişek dolduruyor,sargı bezi hazırlıyor,iç çamaşırı,çarık dikiyor.Yiyecekler topluyor,düşmandan elde edilen silahlar.Yine kadınlar,çocuklar ve yaşlılar vasıtasıyla cepheye götürülüyordu. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Tutsak olmayacağını,her türlü ağır şartlara rağmen tüm dünyaya haykıran asil TÜRK ULUSU;dünyada hiç bir millette görülmemiş olağanüstü bir </font></font><br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">dayanışmayla,yoksulluklar,yokluklar içinden 200 bin kişilik yeni ORDUSU nu kurdu ve onu savaşa hazırladı.Sıkıntılar,alınterleri ve gözyaşlarıyla;vatanı işgal ettiren ve orduyu dağıtan hükümete rağmen,10 bin,15 bin kadar,üzerinde yırtık yamalı elbiseleri,yalınayak ,yırtık çarıklarıyla Vatan savunmasına koşan evlatlarından,200bin kişilik silahlı,muzaffer,yiğit TÜRK ORDUSU nu yarattı. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Üstelik tüm bu inanılmaz seferberliğin içinde kahraman TÜRK kadınları,tarlalarını işlediler cephedeki ORDUSU na yiyecek sağladılar. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">İşte,TÜRK DEVLETİ Türkiye Cumhuriyetinin kahraman ORDUSU böyle kuruldu. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Siz bakmayın o sefil kalemlere,o sefil asker düşmanlarına,o sefil bölücülere.Onlar,geçmişte düşmanla işbirliği ederek TÜRK ORDUSU nu dağıttıran sefillerin torunlarıdır.Şimdi anladınızmı?Koro halinde TÜRK ORDUsuna,subayına,astsubayına &quot;darbeci&quot; diyenleri. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Yine korolar halinde Ordumuzun çok hantal olduğunu,küçültülmesini profesyonel olması gerektiğini bu haliyle bütçeye çok ağır maliyet getirdiğini sefilce arsızca söyleyenleri. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">SANA NEE BE SEFİL SANA NE.O bütçe TÜRK Ulusundan toplanan vergilerle oluşuyor.Asıl nereye gittiği belli olmayan vergilerimiz..Türk Milletini yoksullaştıran İMF ciler TÜRK ORDUSU na giden paralarımızda gözleri var.. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">TÜRK ORDUSUNA giden her kuruşumuz,liramız HELAL OLSUN-HELALOLSUN-HELAL OLSUNNN.Ak sütlerimiz gibi.. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Ama o birilerinin kursaklarına giden,peşkeş çektirilen vergilerimizin her kuruşu,lirası,HARAM OLSUN-HARAM OLSUN-HARAM OLSUN.. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.. </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">saygıyla </font></font><br />
 <br />
<font size="2"><font face="Franklin Gothic Medium">Gülsev Eyüboğlu</font></font></div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>arif</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.modifiyem.com/forum/blogs/arif/101-t-c-ordusu-nasil-kuruldu.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Akp'lilerin Patron çocukları]]></title>
			<link>http://www.modifiyem.com/forum/blogs/arif/99-akplilerin-patron-cocuklari.html</link>
			<pubDate>Mon, 24 Mar 2008 05:15:56 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Ebeveynlerinin siyaset hayatına atılmasıyla, ticaretteki kariyerleri ile ön plana çıkan bakan çocuklarının iş kolları da çeşitli. Mısır ve yumurta satan da var, internetten şirket yöneten de. 

Geçmişte 40'a yaklaşan bakan sayısı ile çalışan kabinede şu anda 25 bakan var. Bakan sayısının azalması...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Ebeveynlerinin siyaset hayatına atılmasıyla, ticaretteki kariyerleri ile ön plana çıkan bakan çocuklarının iş kolları da çeşitli. Mısır ve yumurta satan da var, internetten şirket yöneten de. <br />
<br />
Geçmişte 40'a yaklaşan bakan sayısı ile çalışan kabinede şu anda 25 bakan var. Bakan sayısının azalması ve kabinenin daha genç bakanlardan oluşturulması, ya çocukların henüz ilk çocukluk çağında olması ya da üniversite hayatını sürdürüyor olması sonucunu doğuruyor. <br />
<br />
Buna rağmen iş hayatına erken atılan Bakan çocuklarının ticaret hayatındaki tercihleri e-ticaret, bardakta mısır satışı, gemi işletmeciliği, bilgi işlem sektörü ve gıda sektörü üzerinde yoğunlaşıyor. Eski Dışişleri Bakanı ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün büyük oğlu Ahmet Münir Gül. Ahmet Münir, öğrencilik döneminin ardından Londra'da Merrill Lynch'te çalışmaya başladı. <br />
<br />
Yani şimdilik kendisine uluslarası finans camiasında bir yer açmaya çabalıyor. Küçük oğul Mehmet Emre Gül ise oldukça hızlı. Halen Ankara TED Koleji'nde okuyan Emre, yüzbinlerce çocuğun katıldığı OKS'de 367'inci olmuştu. Yaşıtları ÖSS için dersane dersane gezerken Emre son dönemde Ankara'da ardı ardına açılan dev alışveriş merkezlerindeki &quot;bardak içinde soslu haşlanmış mısır satışı&quot; işiyle ön plana çıktı. <br />
<br />
Emre Gül, mısır işini yapan şirketle organik bağının olmadığını, sadece amcasına yardım ettiğini söylese de şimdiden iş yaşamında pratik kazanıyor. Gül'ün Daily Fresh markalı mısır işi bayiliğini, yaşı küçük olması nedeniyle resmen üzerine alamadığı belirtiliyor. Ama Daily Fresh'in bayilik fiyatı 10 bin dolar. <br />
<br />
Emre'nin babası Abdullah Gül, gazoz satmayı başaramadığı için okutulmuş ve Cumhurbaşkanlığına yükselmişti. Emre ise mısır satmayı başarırsa Kayseri gelenekleri gereği daha büyük bir işe geçiş yapabilecek. Zaten Emre Gül, 1 yıl önce iki ortağıyla e-ticaret alanında yatırım yaparak, &quot;Adresime Gelsin Bilişim Teknolojisi ve Ticaret Ltd.&quot; adlı 15 bin YTL sermayeli şirket kurdu. <br />
<br />
Diğer iki ortak ise abisi Ahmet Münir'in arkadaşları. &quot;Adresimegelsin.com&quot; adlı sitenin parolası ise &quot;Alışverişte mutlu son&quot;. Mobilya, telefon, beyaz eşya, mutfak, oyun hatta pet-shop satışı bile var. Sitenin bir bölümünde Google'nın nasıl kurulduğu ve sahiplerinin nasıl zengin olduğu da detayları ile anlatılıyor. Anlaşılan Gül kendisine Google kurucularını örnek seçti. <br />
<br />
Abdullah Gül'ün kızı Kübra Gül ise geçen sene Mehmet Sarımermer'le evlendi. Damat Sarımermer de, küçük kayınbiraderi gibi internette iş yapıyor. Arkadaşlarıyla kurduğu bir firma ile internetten ucuz fiyatların takipçisi olacak Sarımermer, geçen yıl eylülde, 4 arkadaşıyla birlikte &quot;Fenn Bilgi Teknolojileri&quot; adlı bir bilişim şirketi kurdu. <br />
<br />
Sarımermer ve arkadaşları, 5 internet sitesi birden kurdu. Sitelerin 3 tanesi, internetten alışveriş yapanlar için sanal alemdeki en ucuz fiyatları buluyor, 2 tanesi de alışveriş sitesi. İnternetten televizyon, cep telefonu, dizüstü bilgisayar gibi bir ürün almak isteyenler &quot;efiyat.com&quot; sitesine giriyor. <br />
<br />
Site, fiyat karşılaştırmalarını ücretsiz yapıyor. Örneğin A marka bir cep telefonunun 120-150 YTL arasında 5 değişik sitede fiyatlarını ekrana getiriyor. Alışveriş siteleri, efiyat.com sitesine üye olmak ve karşılaştırmalara katılabilmek için para ödüyor. <br />
<br />
efiyat.com'a üye olan alışveriş siteleri arasında Cumhurbaşkanı Gül'ün oğlu Mehmet Emre Gül'ün kurduğu <a href="http://www.adresimegelsin.com" target="_blank">www.adresimegelsin.com</a> sitesi de var. <br />
<br />
efiyat.com ekibinin sitede kendilerinden &quot;Harikulade İşler Ofisi&quot; olarak bahsetmesi, ilginç girişler yapması dikkat çekiyor. İnternet sitesinin girişinde ise, &quot;Merhaba Dünyalılar;) Ehem, ehem... Efiyat.com'un beta yayınına başladığını anons etmekten gurur duyarız... Harikulade İşler Ofisi sunar; 'Bir takım yeni şeyler...' Arama algoritmamızı iyileştirdik, ürün veritabanlarımız daha güncel... Bizden değerlendirmelerinizi eksik etmeyin&quot; anonsları yer alıyor. <br />
<br />
Site Fenn Bilgi Teknolojileri şirketinin bir yan kuruluşu. Şirket ayrıca, <a href="http://www.eucak.com" target="_blank">www.eucak.com</a>, <a href="http://www.eotobus.com" target="_blank">www.eotobus.com</a>, <a href="http://www.babilus.com" target="_blank">www.babilus.com</a> siteleri de kurmayı planlıyor. <a href="http://www.babilus.com" target="_blank">www.babilus.com</a> açılınca, Sarımermer ve adresimegelsin.com sitesini kuran kayınbiraderi Mehmet Emre Gül, sanal alemde rakip olacak. Fenn Bilgi Teknolojileri, <a href="http://www.maximul.com" target="_blank">www.maximul.com</a> isimli bir siteyi daha tescil ettirdi. Damat Sarımermer, 'Etra İç ve Dış Ticaret' adlı bir şirket daha kurdu. Etra, 450 bin YTL sermayeli. <br />
<br />
Mehmet Sarımermer'in mobilya ve inşaat alanındaki şirketlerde de ortaklığı bulunuyor. Sarımermer'in yönetim kurulu üyesi olduğu Apek Mobilya'nın İstanbul'da Medallion adlı bir mağazası var. Şirket, burada yerli ve yabancı mobilya satıyor. Sarımermer ailesinin bir şirketi de 'Özipek İnşaat Emlak'. Sarımermer, bu şirkete babası Abdullah Sarımermer ile ortak görünüyor. <br />
<br />
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın çocukları da iş hayatında oldukça hızlı. Büyük oğul Ahmet Burak Erdoğan'ın gemisi var ve armatörlük yapıyor. &quot;Büyük mahdum&quot; Erdoğan'ın ismi Safran-1 adlı gemiyle duyuldu. <br />
<br />
Safran-1 adlı kuru yük gemisini satın alan MB Denizcilik, Burak Erdoğan'ın bu alandaki ilk şirketi değil. Daha önce amcası Mustafa Erdoğan ve eşi Sema Ketenci'nin babası Osman Ketenci ile birlikte Turkuaz adlı şirketi kurmuştu. 2006 yılı Nisan ayında adı Bumerz Denizcilik olarak değiştirilen şirketin 1 milyon YTL olan sermayesi daha sonra 2 milyon YTL&quot;ye çıkartıldı. <br />
<br />
Şirkette yüzde 25 hissesi olan Burak Erdoğan da sermaye artırımı için gemi alımının dışında bu şirkete de 250 bin YTL sermaye ekledi. Burak Erdoğan denizcilik sektöründeki ikinci şirketini 19 Ocak 2007'de kurdu. MB Denizcilik Taşımacılık Limited Şirketi adıyla kurulan şirkette, Burak Erdoğan'ın ortağı yakın arkadaşı Mecit Mert Çetinkaya. Her iki ortağın şirkette yüzde 50'şer hissesi bulunuyor. <br />
<br />
MB Denizcilik, kuruluşundan 18 gün sonra 6 Şubat 2007'de Safran-1 adlı kuru yük gemisini satın alarak deniz taşımacılığına ilk adımı attı. MB Denizcilik Safran-1'i Gürgem Deniz Nakliyat'tan devraldı. Burak Erdoğan ve Mert Çetinkaya'nın ilk gemisi olan Safran-1, 1991'de Tuzla'da inşa edildi. <br />
<br />
Geminin piyasa değerinin ikinci elde 4-5 milyon dolar olduğu ifade ediliyor. Geminin kapasitesinin 200 TIR'ın gerçekleştirebileceği taşımaya eş değer olduğu da belirtiliyor. Bu gemi Başbakan Erdoğan'ın &quot;Gemi değil gemicik&quot; demesiyle de tanınmıştı. Erdoğan'ın küçük oğlu Bilal ise ABD'de Dünya Bankası'nda çalışıyor. Bilal, Erdoğan'ın Başkan George Bush ile sohbetine bile konu olmuştu. Büyük kız Esra ise Berat Albayrak'la evli. <br />
<br />
Berat Albayrak'ın ismi ise çok sık duyuluyor. Genç yaşına rağmen Çalık Holding'te genel müdür olan Berat Albayrak, ayrıca Sabah ve Atv'yi alan Turkuvaz Matbaacılık şirketinin yönetim kurulu üyesi. Yine Ahmet Çalık'ın yönetim kurulu başkanlığında Cetel Telekom İletişim'de de yönetim kurulu üyesi. Erdoğan'ın küçük kızı Sümeyye ise ünlü London School of Economics'te okuyor. <br />
<br />
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın 3 çocuğu var. Abdullah, Zeynep ve Fatma. Kamuoyunun en yakından tanıdığı isim ise Abdullah Unakıtan. Ailenin likit yumurta işi yapan AB Gıda, Telemobil Bilgi İletişim ve SAB Makina adlı üç şirketi var. <br />
<br />
Unakıtan Ailesi çeşitli iddialarla gündeme geldi. 2005'te başına kadar yumurtanın KDV'si yüzde 8, likit yumurtanınki yüzde 18'di. 29 aralık 2004 tarihinde yayımlanan bir kararname ile likit yumurtanın KDV'sinde indirime gidildi. Kararnamede yumurtanın yanına parantez içinde &quot;likit ve pastörize olanlar dahil&quot; ibaresi eklendi. Ve likit yumurtada KDV yüzde 18'den 8'e iniverdi. <br />
<br />
CHP, bu değişikliği Meclis'e taşıdı. Abdullah Unakıtan, Unakıtan markası ile girdiği pastörize likit yumurta piyasasının yüzde 70'ini elinde tutuyor. Yine mısır ithalatında da Abdullah Unakıtan ismi ön plana çıktı. <br />
<br />
2003'te mısırın gümrük vergisi yüzde 20'ye inince Unakıtan'ın oğlu binlerce tonluk ithalat yaptı. Telemobil firmasının da özelleştirmeyle Akfen-SPA'ya giden Mersin Limanı'na 2 milyon dolarlık işletim sistemi satması ahlaki açıdan tartışmaya yol açtı. <br />
<br />
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın 24 yaşındaki oğlu Erkan ve kızı Büşra Yıldırım'ın sahibi olduğu Derin Denizcilik Gemi Taşımacılık Sanayi ve limited Şirketi de oldukça tartışıldı. İtalya'dan 445 bin euroya gemi satın aldıkları gündeme geldi. <br />
<br />
Erkan'ın gemi fiyatının 200 bin euroluk bölümünü uluslararası seyahat acentelerince yolcu biletlerinin peşin satın alınmasıyla karşıladığı bilgileri ortaya çıktı. Yani Erkan, bu firmalardan borç almıştı. Borcunu yolcuları taşıdıkça, yani biletleri sattıkça ödeyecekti. <br />
<br />
Ancak biletleri peşin alan firmalardan Santour'un, Erkan'ın gemi sahibi olmasından kısa süre sonra Türkiye Denizcilik İşletmeleri'ne ait Ankara Feribotunu kiralaması tartışmaları artırdı. Kiralama işleminin ihalesiz yapılması, kiracıya avantaj sağlayan bazı sözleşme hükümleri de konuşuldu. <br />
<br />
Binali Yıldırım ise Santour şirketi ile geçmişe dayalı hiçbir ortaklık ilişkisi bulunmadığına yönelik açıklama yaptı. Yıldırım'ın üç çocuğunun Subaru'nun İstanbul'daki 4 bayisinden birisi olduğu da yansıyan bilgiler arasında yer aldı. <br />
<br />
Hilmi Güler'in damadı ise eski Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'nin oğlu İsmail Pepe. Pepe'nin çocukları Ankara-Balgat'ta 15 yıldır ev yapıp satıyor. Çukurambar'da bulunan evlerin ortalama fiyatı 500 bin YTL. Pepe ve oğullarının yaptığı konutlarda, siyasetin ünlü isimleri de oturuyor. <br />
<br />
Ağırlıklı olarak AKP ve SP'li siyasetçilerin tercih ettiği konutlarda, TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın da evi var. Bazı AKP'li milletvekilleri ise bu konutlarda kirada oturuyor. Bunun yanı sıra İsmail Pepe'nin gemi işletmeciliği yaptığı da gündeme gelmişti. İsmail Pepe ve kardeşi Mustafa Pepe'nin ortak olduğu Kar İnşaat adına sahip olunann geminin 9 trilyonluk teşvikle alındığı da ileri sürüldü. Osman Pepe, seçimlerden önce CHP'nin &quot;Oğlunun üzerinde 650 daire var&quot; şeklinde suçlamlarına hedef olmuş ama bunu reddetmişti. <br />
<br />
Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak'ın oğlu Mehmet Akif ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün oğlu Emre Gül'ün bardakta mısır satan Daily Fresh şirketinden bayilik alarak mısır işine girdi. Bunun için bir arkadaşı ile Öztok Gıda İnşaat Ltd. adlı şirket kurdu. Özak, Atatürk Havalimanı'nda ve Bakırköy Capacity'de bardakta mısır satmaya başladı. <br />
<br />
Ak Parti hükümetinde başbakan dahil 25 bakan görev yapıyor. Bu bakanların toplam 63 çocuğu var. En fazla çocuğa sahip bakan 6 çocukla Sağlık Bakanı Recep Akdağ. Onu 4'er çocukla Başbakan Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Çevre Bakanı Veysel Eroğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik izliyor. <br />
<br />
Kabinede Devlet bakanları Mehmet Şimşek ve Mehmet Aydın'ın ise çocukları yok. Kabinenin tek çocuklu tek bakanı ise Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu. <br />
<br />
* Veysel Eroğlu: 1977 doğumlu Zeynep Hale Eroğlu Sağer, evli ve Hong Kong'da yaşıyor. Merve Eroğlu 1979 doğumlu ve İstanbul merkezli ABD okulu Newport International University'de okuyor. Newport Internatonal Universty, çeşitli nedenlerle üniversite eğitimi görememiş kişiler için geleneksel yüksek öğretim kurumlarına alternatif eğitim veriyor. 1985 doğumlu Mehmet Eroğlu ise İTÜ Elektronik son sınıf öğrencisi. <br />
<br />
Ayşenur Eroğlu da 1991 doğumlu ve ortaöğretimde okuyor. <br />
<br />
* Nazım Ekren: Büyük oğlu Ahmet geçen yıl Bahçeşehir Üniversitesi ekonomi bölümünü kazandı. <br />
<br />
* Mehdi Eker: Büyük kızı Zeynep hukuk öğrenimi gördükten sonra yurtdışında halen master eğitimi alıyor. Yasin ve Süeda ise ilk ve örtaöğretimde eğitimlerini sürdürüyor. <br />
<br />
* Murat Başesgioğlu: Hakan, Kastamonuspor Yönetim Kurulu üyesi olarak biliniyor. Çağrı ise henüz hukuk eğitimini tamamladı. <br />
<br />
* Beşir Atalay: Fatma Betül, İrem Zeynep ve Tuba isimli 3 kızı var. <br />
<br />
* Ertuğrul Günay: Oğlu makine Mühendisi, kızı ise Anadolu Ajansı'nda çalışıyor. <br />
<br />
* Zafer Çağlayan: Oğulları Çağan ve Kaan, Çankaya Üniversitesi'nde okuyor. <br />
<br />
* Recep Akdağ: Kızı Cemile, ABD'de eğitim görüyor. Diğer çocukları Havvanur, Ramazan, Muhammed, Yahya'nın da öğrenci olduğu söyleniyor. Bir de bebek Çelik var. <br />
<br />
* Kürşad Tüzmen: İsmail Bergütay 16, kızı Aybüke ise 21 yaşında. <br />
<br />
* Ali Babacan: Fatma 6 yaşında, Kerem ise 13 yaşında. <br />
<br />
* Hüseyin Çelik: Büşra ilköğretim, Enis ile Ekrem ise Bilkent Üniversitesi öğrencisi. <br />
<br />
Milliyet</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>arif</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.modifiyem.com/forum/blogs/arif/99-akplilerin-patron-cocuklari.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Babamdan Nasihat...</title>
			<link>http://www.modifiyem.com/forum/blogs/marlon1/96-babamdan-nasihat.html</link>
			<pubDate>Thu, 14 Feb 2008 12:19:35 GMT</pubDate>
			<description>Yaklaşık bi 10 gün önce... 

Babamla küsüz, konuşmuyoruz. 
İş yerinde de sıkıntı var biraz, 
ev de dandik gidiyo. ulan acaip daralıyorum... 

Ertesi gün de önemli bi gün. 
İyi ya da kötü bi haber gelcek amerikadan... onu bekliyoruz... 

Ama ben dayanamadım. bin tane sıkıntı. çıktım dışarı......</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Yaklaşık bi 10 gün önce... <br />
<br />
Babamla küsüz, konuşmuyoruz. <br />
İş yerinde de sıkıntı var biraz, <br />
ev de dandik gidiyo. ulan acaip daralıyorum... <br />
<br />
Ertesi gün de önemli bi gün. <br />
İyi ya da kötü bi haber gelcek amerikadan... onu bekliyoruz... <br />
<br />
Ama ben dayanamadım. bin tane sıkıntı. çıktım dışarı... içtim...sevdiğim 3 dostumla buluştum.. hoştu, güzeldi... <br />
<br />
12de evde olcaktım... <br />
öyle biliyodu sevgili... ama ı ıh.. gitmedim... <br />
2 falandı eve döndüm... <br />
baktım sevgili yok.. <br />
uyumuş mu? hayır.. gitmiş... <br />
bildiğin gitmiş ulan işte... <br />
ne bileyim nereye gitmiş.. <br />
kızmış gitmiş... <br />
oturdum bekledim sabaha kadar... <br />
yok.. gelmedi... <br />
<br />
Sabah ezanı okundu... <br />
saba makamında... diğer ezanlardan farklı.. <br />
&quot;namaz uykudan hayırlıdır&quot; diyordu... <br />
beklemek de uykudan hayırlı mı lan diye düşünürken ben, <br />
babam uyandı... <br />
baktı ışık yanıyo... <br />
tıkladı kapıyı geldi.. <br />
eline baktım sütlaç var mı diye.. <br />
bilenler bilir.. çok eskide kaldı sütlaç mevzu... <br />
yoktu sütlaç... <br />
<br />
geldi odaya... <br />
önce bana baktı.. <br />
sonra ağzına kadar dolu kül tablasına... <br />
iç çekti.. <br />
geldi yanıma oturdu...küsüz kendisiyle.. <br />
ama içine doğdu bişeler ki, geldi yanıma.. <br />
elini dizime koydu.. <br />
hayırdır evlat dedi.. <br />
kapandım göğsüne, sarıldım... <br />
başladım konuşmaya.. <br />
<br />
Baba dedim.. kadınlar... neden böyle.. <br />
<br />
kim demedi... ne oldu demedi... <br />
gülümsedi sadece... <br />
<br />
murad dedi.. <br />
<br />
hı dedim, murat kim.. <br />
murat değil dedi.. murad... <br />
ikinci murad... <br />
<br />
babam delirdi sandım... <br />
ne diyon baba dedim içimden.. <br />
baktım yüzüne... <br />
devam etti... <br />
<br />
<br />
oğlu 10 yaşına geldiğinde sarayda bi harem kurdurmuş.. . <br />
e padişah oğlu... harem kurulunca bi sürü panayır, şölen... <br />
tüm imparatorluk ayaklanmış... <br />
diğer ülkeler de hediyeler göndermiş küçük mehmetin 10. yaşında kurulan haremi için... <br />
<br />
ben bişe anlamıyorum.. <br />
babam bunu niye anlatıyo <br />
dinliyorum sadece... <br />
<br />
<br />
frenk kralı, germen kralı, avusturya kralı, herkes hediye göndermiş.. <br />
malum, konu harem olunca, hediye de genç güzel köle kadınlar.. <br />
yani cariyeler... <br />
sonra açılış saati gelmiş.. <br />
2. murad tutmuş küçük mehmetin elini, halk ve bilimum dalkavuklar arkalarında gitmişler haremin kapısına kadar... <br />
ama padişahtan başka er kişi giremezmiş hareme.. <br />
<br />
kapıdan içeri yollamışlar küçük mehmeti... <br />
tek başına girmiş içeri... <br />
mehmet girmiş içeri.. <br />
ama ürkek.. binlerce kadın var içerde... <br />
mehmet daha çocuk... <br />
<br />
ama kadınlar birbirinden güzel... <br />
çoğu osmanlı kadını... <br />
diğerleri de hediye... <br />
mehmet bakmış kadınlara... <br />
sonra bi anda, <br />
bizans kralının gönderdiği hediyeyi görmüş... <br />
aman allah o ne... <br />
böyle güzel bir şeyi rüyasında bile göremez kimse... <br />
yaklaşıp dokunmak istemiş, <br />
ama kıyamamış dokunmaya... <br />
çıkmış gitmiş odasına... <br />
<br />
sabaha kadar o hediyeyi düşünmüş... <br />
aşık olmuş işte mehmet.. <br />
çocuk belki... ama aşık olmuş... <br />
lala'sına anlatmış... <br />
lala demiş... <br />
alacağım onu... <br />
alacağım... <br />
kimseye vermeyeceğim. .. <br />
benim olacak... benim olmalı... <br />
lala çekinmiş tabi.. <br />
soramamış kimi alacaksın diye... <br />
istediğiniz herşeyi almaya allahın takdiri ile gücünüz yeter hünkarım demiş... <br />
<br />
aradan yıllar geçmiş... <br />
mehmet her gece bizansın gönderdiği hediyeyi düşünmüş... <br />
yarım uykulu her gece... <br />
yıllar geçmiş.. mehmet büyümüş.. <br />
<br />
<br />
<br />
sene 1453... <br />
<br />
istanbulu almak için, kuşatmaya gidecek ordu... <br />
mehmet padişah ordunun başında... <br />
sefere çıkmadan önce haremine gitmiş... <br />
harem ağasına emir vermiş.. tüm cariyelerim sırt çevirsin yoluma... <br />
hareme geleceğim, görmesin hiçbiri beni demiş... <br />
girmiş hareme.. <br />
üzerinde zırhı, elinde kılıcı... <br />
yürümüş... bizansın hediyesinin yanına gelmiş.. <br />
hiç bişe demeden elini uzatıp bi kere dokunmuş... <br />
sonra arkasını dönüp atlamış atına... <br />
ya allah sefere... <br />
<br />
ulaklardan, akıncılardan haber gelmiş.. <br />
haliç demirlenmiş.. . kuşatamıyoruz istanbulu... <br />
lala'sı geri dönelim demiş.. <br />
mehmet başlamış ağlamaya.. <br />
dönmek yok demiş... <br />
kesin kavak ağaçlarını... yağlayın, kıyıya dizin... <br />
iterek geçireceğiz gemileri karadan.. <br />
dönmek yook! <br />
<br />
öyle de olmuş... <br />
malum hikaye işte.. <br />
karadan yürütülen gemiler, muharebe.. <br />
ve istanbul artık osmanlının... <br />
<br />
<br />
sonra babam benim sigara paketimden bi sigara aldı.. <br />
yaktı.. <br />
durdu bi süre.. <br />
<br />
ee dedim.. sonra? <br />
<br />
gülümseyip devam etti... <br />
<br />
sonra istanbula yerleşmiş mehmet... <br />
geceleri tedbil-i kıyafet sokaklara çıkmaya başlamış lalası ile... <br />
rumlarla osmanlılar birarada o yıllar... <br />
alışma süreci zor tabi... <br />
rumlara ne kadar iyi davranırsan davran, hemen vazgeçememişler kendi yaşamlarından. .. <br />
muhabbet tellallığı, içki kumar yasak... <br />
ama rumlar gizli gizli devam etmişler bi süre... <br />
<br />
bi gece, mehmet yine lalasıyla gezinirken, <br />
yollarına yaşlı bi rum çıkmış.. <br />
efendiler demiş... efendiler, çok güzel cariylerim var... <br />
baldan tatlı şaraplarım var... <br />
buyrun... <br />
lala korkmuş... padişah kellesini uçuracak yaşlı adamın demiş.. <br />
mehmet gülmüş yaşlı adama yavaşca... <br />
güzel mi demiş cariyelerin. .. <br />
güzellik de kelime beyzadem... kusursuzlar. .. muhteşemler.. . <br />
mehmet yine gülmüş... <br />
<br />
rabbimin yarattığı en güzel kadına ben sahibim demiş.. <br />
ama onun bile kusuru var... <br />
kusursuz kadın olmaz tellal efendi demiş... <br />
<br />
rum tellal bu laf üstüne şaşırıp kalmış... <br />
mehmet almış lala'yı dönüp gitmişler... <br />
rum merakına yenik düşmüş.. <br />
seslenmiş arkadan... <br />
<br />
<br />
beyzadem.. bu şiir sözler kime ait, bana adını bağışla... <br />
dönmüşler yaşlı ruma doğru... <br />
<br />
mehmet... fatih sultan mehmet... <br />
osmanlı imparatoru mehmet... <br />
bu da canımdan kıymetli dostum, yoldaşım lala'm... <br />
<br />
rum şaşkınlıktan oracıkta kalmış.. <br />
padişah kellesini vurduracak.. . korkmuş çok.. <br />
ama demiş ki, madem ölecem, sorayım da merakımı yeneyim... <br />
sormuş;! <br />
<br />
hünkarım, rabbinizin yarattığı en güzel kadın kimdir, ne kusuru vardır.. söyleyin bana... <br />
<br />
mehmet tekrar dönmüş ruma... <br />
gülümsemiş... <br />
şahadet parmağını göğe kaldırıp, <br />
o hepimizin rabbi demiş.. <br />
yalnız benim değil... <br />
<br />
rum tekrar sormuş.. <br />
rabbimizin yarattığı en güzel kadın... kimdir? <br />
<br />
mehmet oracıkta durmuş bi süre.. <br />
sonra sağa bakmış, sola bakmış.. gözleri dolmuş... <br />
çökmüş dizlerinin üstüne... <br />
ağlamaya başlamış... <br />
ne lala, ne de rum müdahale edememiş duruma... <br />
bi kaç dakika ağlamış fatih... <br />
sonra ellerini ve kafasını gökyüzüne uzatıp haykırmış çığlık çığlığa... <br />
<br />
aaaahhh istanbul... <br />
<br />
kadınım... <br />
<br />
dilini mi yuttun.. <br />
<br />
konuşsanaaaaa. ... <br />
<br />
derler ki, zamanında bizans imparatoru, mehmetin haremine, soyları karışmasın diye kadın göndermemiş... <br />
<br />
evet... bizans imparatorunun mehmetin haremine hediyesi, <br />
saray ressamının çizdiği istanbul tablosuymuş.. <br />
<br />
işte fatih ona aşık olmuş.. istanbula aşık olmuş... <br />
sonra gitmiş, almış... <br />
<br />
kadınının koynunda uyumuş ölene kadar... <br />
ama kadını ona hiç konuşmamış... <br />
<br />
ulaan dedim.. <br />
babama bak... tarih kitabı gibi.. <br />
hikaye doğrumudur, yalan mıdır umursamadım.. <br />
ama ben inandım tüm kalbimle... <br />
ve başladım diken tüylerimle birlikte ağlamaya... <br />
babam sigarasını söndürdü... <br />
sonra elini yanağıma koydu.. <br />
<br />
yani benim güzel oğlum... bi kadını seversin... <br />
bi kadına taparsın... <br />
binlerce ağaç kesersin, gemiler yütürüsün karadan... <br />
dünyalara kafa tutarsın, savaşırsın... <br />
o kadın için ölüme gidersin.. <br />
o kadını alırsın... <br />
ama o kadın canı istemezse konuşmaz sana... <br />
kırıldıysa konuşmaz... <br />
kadınların kus! uru bu.. <br />
kadınlar üzülünce konuşmaz... <br />
alış... ama sakın ayrılma koynundan... <br />
<br />
ben fatih değilim baba dedim... <br />
ben mehmet değilim... <br />
ben kusursuz kadını da aramadım... <br />
ben savaşmam... ben ölmem... <br />
ben beceremem... <br />
<br />
ve o gece anladım ki, <br />
mutlu olmak için fatih olmak, deli olmak, gözü kara olmak yetmiyor... <br />
beceriksiz olduğumu o gece kabullendim ben... <br />
<br />
ve o gece anladım ki, <br />
hepimiz bir istanbul tablosuna aşık oluyoruz... <br />
hiçbirimiz istanbula aşık olmuyoruz... <br />
sadece tablo...</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>MARLON1</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.modifiyem.com/forum/blogs/marlon1/96-babamdan-nasihat.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Aşkımla bir gece(Bir BMW 7 serisi hikayesi)</title>
			<link>http://www.modifiyem.com/forum/blogs/no-13/95-askimla-bir-gece-bir-bmw-7-serisi-hikayesi.html</link>
			<pubDate>Sat, 09 Feb 2008 19:37:10 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[Hayatımda ilk kez 7 serisine bindiğimde Ankara Borusan'a test amacıyla getirtilmiş Türkiyede henüz satışına başlanmamışdı.Araç 745 Li idi.Benim için uzay aracından farkı yoktu o sırada.İçine oturup,içindeki televizyonu keşfettiğimde çok şaşırmıştım çünkü daha önce hiçbir arabada tv...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Hayatımda ilk kez 7 serisine bindiğimde Ankara Borusan'a test amacıyla getirtilmiş Türkiyede henüz satışına başlanmamışdı.Araç 745 Li idi.Benim için uzay aracından farkı yoktu o sırada.İçine oturup,içindeki televizyonu keşfettiğimde çok şaşırmıştım çünkü daha önce hiçbir arabada tv görmemiştim.Sanırım yıl 2002 fln tam emin değilim.<br />
<br />
Farklı iç tasarımı,extra extra geniş arka koltukları insanın kendisine kullansam mı yoksa arka koltukta mı otursam sorusunu sormasına sebep oluyordu.Tabi o zamanlar henüz ehliyetim yoktu dolayısıyla sadece koltuklara oturup içini incelemekle yetinmek zorunda kalmıştım.Kısa bir süreliğine incelediğim bu arabanın gün geçtikçe yayılmasıyla,her sokakta görüşümde derin iç çekişlerimin ardından günler birbirini kovaladı benim ehliyetim oldu,BMW 7 serisini makyajladı kurcaladı derken...<br />
<br />
Geçen hafta kuzenimin düğünü için Ankara'ya geçmiştim yine.Kuzene yardım edilcek bişey var mı diye sorduğumda gelin arabasını kullanmak istermisin dediği andan itibaren kalbim bir farklı atmaya başlamıştı.Kuzenimin beni evden almasını beklerken hala onu kullanabileceğime inanamıyordum.Zaman geçmek bilmiyordu.En sonunda beklediğim telefon geldi ve kuzenim beni aldı , Çankaya Borusan Oto ya gidip gerekli evraklara imzayı attıktan sonra o küçük ama işlevi çok büyük olan,bana göre mühendislik harikası olan,balinaya benzeyen uzaylı BMW'nun anahtarını elime aldığımda hala şok halindeydim <br />
<br />
Kapının önünde duran birkaç 7 serisi arasından hangisinin olduğunu anlamak için kumandadaki far düğmesine bastığımda Siyah bir 7 serisi bana göz kırptı ve yanına çağırdıKapıyı açıp içine oturduğumda hayatımda yapmak istediğim şeylerden birine daha ulaşmanın verdiği keyifle kendimden geçmiştim.<br />
<br />
Normalde herhangi bir arabayaa oturduğumda onu çözüp hareket ettirmem 30 saniye sürer.Fakat ona karşı o gece öylesine nutkum tutulmuştu ki 2 dakika boyunca olayı çözemeye çalıştım.Öylesine çok fonksiyon vardı ki kokpitde,neyi nereden yapacağımı anlayamamıştım.İlk olarak koltukları ayarlamayı başardıktan sonra anahtar kartı yerine takıp motoru çalıştırdım.Gösterge saatine baktığımda aracın dizel olduğunu anlamıştım.Geri vitese taktığımda ortaya çıkan manzara muhteşemdi.Hayatım boyunca karşılaştığım en güzel park sensör sisteminin gösterge paneli ortadaki ekranda belirmişti.Aynı anda aynalarımın da bana yardımcı olmak için aşağıya doğru dönmesiyle bulunduğum yerden o koca alman tankını kolayca çıkartıp yola koyulmuştum.Bir yandan aynalarımı ayarlamaya çalışırken diğer yandan arabayı yola sığdırmaya çalışıyordum.Herşey tamamdı fakat hala bir sorun vardı.Arka perdeyi bir türlü indiremiyordum.Orta konsol,torpito heryere baktım ve sonunda cam açma kapama düğmelerinin yanında buldum o butonu ve artık tamamen özgürdüm.Önümde kuzenim kendi arabasıyla bana yol gösteriyordu fakat altımdaki o gücü hissetmek için can atıyordum.Boşluğu buldukça geride kalıp dipgaz yapıp anında tamponuna yapışmak,deri ve yumuşacık koltuğuna omuriliğimin izini çıkartacak kadar güçlü şekilde o koltuğa yapışmak,o torku hissetmek gerçekten anlatılmaz yaşanır.Kapalı garaja gidene kadar tüm hevesimi almaya çalışıyordum çünkü birdaha onunla olamayacaktım.<br />
<br />
Garaj kapısından girdiğimizde artık bu hikayenin sonu geldiğini düşünüyordum fakat kuzenim nasıl bir piskolojide olduğumu anlayacak ki yarın da sen koştur bari işlere bununla dediğinde,dondurma yiyen bir çocuk gibi mutluydum.<br />
<br />
Arabayı park edip eve gittiğmde hemen uyuyup ertesi sabahın çabucak gelmesini istiyordum.Heyecandan uyuyamıyordum bile sürekli gitme saatimin gelip gelmediğini kontrol ediyordum.Sonunda o an gelmişti.<br />
<br />
Arabanın yanına geldiğimde artık gündüz olmuştu ve her ayrıntısını daha detaylı inceliyebiliyordum.O dakikaya kadar arabanın motoru hakkında dizel olduğunun dışında bir bilgim yoktu.Arka tarafdan öğrendim ki araç bir 730d imiş.7 serisinin en güçsüz modellerinden birisi.Fakat onda bile öylesine bir güç vardı ki.<br />
<br />
Detaylara geçersek.Dokunmayla otomatik açılan bagaj kapağı ve düğmesine dokununca yine otomatik olarak kapanıyordu.Bagajın içi ise eski amerikan arabalarını andırıyordu.Yayla gibi diye tabir edilecek tarzda yani.Bagajın içinde sol taraftaki kapağın altında akü,sağ taraftaki kapağın altında ise aracın sigortaları bulunuyordu.En son daki bombenin altında ise arka koltukdaki kol dayamanın arkasında gizli duran buzdolabının soğutma üniteleri vardı.<br />
<br />
Arka koltuğa geçtiğimizde,gayet geniş bir oturma alanı,ortadaki koltuğunun sırtlığının yatırılmasıyla boylu boyunca uzanan bir kol dayama,onun arkasında minibuzdolabı,koltuğun alt kısmına özenle gizlenmiş bardak tutacakları,kol dayamaların yan taraflarına kontrol üniteleri özenle gizlenmiş arka kafalıklar ilk dikkat çeken özellikleriydi aşkımın.Camların yanından ve ortadan gelen havalandırma neredeyse öndekinden daha bile iyi denicek seviyedeydi.<br />
<br />
Ön koltuklara geçtiğimizde ilk dikkat çeken şey orta konsoldaki kol dayama,onun altına gizlenmiş derin saklama gözü ve onun içerisine özenle gizelenmiş bagaj kilidi.Ön tarafa doğru gittikçe yuvarlak bir buton karşımıza çıkıyor.Bu butonla arabanın herşeyini yönetebiliyorsunuz.Klima,navigasyon,tv,fm,am vs vs .. Herşey burdan yönetiliyordu.Bunu çözmek gerçekten çok zaman alıyor dolayısıyla kısıtlı sürede ancak klima,radyo ve tv yi kumanda etmeyi öğrenebildim.Hatta onları bile tam öğrenemediğim için genelde direksiyondaki butonları kullandım.<br />
<br />
Direksiyon sade ve simidin içine dikdörtgen şeklinde dizayn edilmişti.Üzerinde <br />
sol tarafta:<br />
<br />
Multimedia için gereken ses açma kısma,telefonu devreye sokma-çıkartma,<br />
<br />
Sağ tarafta üst ten alta sırasıyla:<br />
<br />
Otomatik park freni/el freni<br />
Multimedia kanal +<br />
Multimedia kanal -<br />
Vites için Drive modu-Manuel modu-S modu değişim düğmesi <br />
<br />
bulunuyordu.Direksiyonun sürücüye bakan kısmındaki vites butonları vitesi düşürürken arka taraftaki butonlar arttırmak için kullanılıyor.Günlük hayatta kullandığımız çoğu aracın tersine.<br />
<br />
Gösterge panelinin sol tarafında far modları,sis farları,far yükseklik ayarı ve el freni butonu bulunuyor.Aynı tarafta bulunan sinyal kolunun altında ise cruise kontrol düğmeleri yer alıyor.Diğer taraftaki kolların ise üstte yer alan vites kolu altta yer alan ise cam silecekleri kontrol eden butonlar yer alıyor.<br />
<br />
Torpitonun ortasında yer alan gizlenmiş telefona bir dokunuşla ulaşmanız mümkün.Alt alta konumlandırılmış 2 adet göze ulaşmak içinde dokunmanız ve onların dışarı gelmesini beklemeniz gerekiyor.<br />
<br />
Anahtarı yerine taktığınız zaman size göre ayarlanan koltuk ve direksiyon simidi otomatik olarak yerini alıyor.Bu sırada gerçekten bir uzay aracındaymışsınız gibi hissediyorsunuz.<br />
<br />
Kapının üzerinde bulunan butonlardan ise,camların kilitlenmesi,camların kaldırılması indirilmesi ,ayna ayarları,arka cam perdesinin indirilip kaldırımlası..<br />
<br />
Daha binlerce detay orada beni bekliyordu fakat zaman o kadar azdı ki.Dediğim gibi sadece bir geceydi onunla hikayem.Sabah arabayı götürüp gelin çiçeği taktırttım.Aşkım gelin olmuş gidiyordu artık Ardından gelini kuaförden aldım ve otele bıraktım.<br />
<br />
Otelde anahatarı valeye teslim ederken artık gerçekten ayrılma vaktinin geldiğini anlamıştım.Son kez gaz ve fren pedalına dokunup park konumuna alıp ondan ayrıldım.Artık hayatımda en çok istediğim şeylerden birini daha başarmış olmakdan dolayı mutluyum ama bunun bu kadar kısa sürmesinden dolayı bir o kadar üzgünüm<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
Farkındayım aşırı uzun oldu arabayla ilgili detaylar koyu yazılan yerde.Gerisi hikaye şeklinde olduğu için sıkılmanız muhtemel ama içimden geldiği gibi yazmak istedim.Kısa bir sürüş deneyimi oldu aslında test sürüşü tadında.Onu paylaşmak istedim.<br />
<br />
Okuduğunuz için şimdiden teşekkür ederim</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>no 13</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.modifiyem.com/forum/blogs/no-13/95-askimla-bir-gece-bir-bmw-7-serisi-hikayesi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Tofaş Kartal-Şiir</title>
			<link>http://www.modifiyem.com/forum/blogs/bmwstreet/94-tofas-kartal-siir.html</link>
			<pubDate>Sat, 12 Jan 2008 20:06:19 GMT</pubDate>
			<description>KARTAL ŞİİR-KIBRIS ŞİVESİ
Kartal hergün makinistte
Artık 5 kuruşm kalmadı cepte
Haftasonu herkes gider gülube
Hade biz da Lefkoşa sanayiye

Yok da elektrik kessin
Motor olduğu yerde debelensin
Yan verirkan çıkar kaldırıma
Sanmam bi kız binsin buna</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>KARTAL ŞİİR-KIBRIS ŞİVESİ<br />
Kartal hergün makinistte<br />
Artık 5 kuruşm kalmadı cepte<br />
Haftasonu herkes gider gülube<br />
Hade biz da Lefkoşa sanayiye<br />
<br />
Yok da elektrik kessin<br />
Motor olduğu yerde debelensin<br />
Yan verirkan çıkar kaldırıma<br />
Sanmam bi kız binsin buna<br />
<br />
Basınca stopa teyp düşer kucağa<br />
Vites topuzu kalır avcunda<br />
80'de titremey başlar<br />
Zaten 10 tayka sonra da hareret yapar<br />
<br />
Herkes gırbaç biz Kağnı<br />
Yok mu bunun  bi ilacı<br />
Yeter artık sıktı canımı<br />
Kazın gel satalım bu arabayı</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>BMWstreet</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.modifiyem.com/forum/blogs/bmwstreet/94-tofas-kartal-siir.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Bozkurt Destanı</title>
			<link>http://www.modifiyem.com/forum/blogs/snek/93-bozkurt-destani.html</link>
			<pubDate>Sat, 05 Jan 2008 18:32:49 GMT</pubDate>
			<description>Destan Hakkında bilgi:


Bilinen en önemli iki Göktürk Destanından birisidir. Bir bakıma, M.S. altıncı yüzyıldan sekizinci yüzyıl ortalarına kadar egemen olmuş bu Türk Devletinin Göktürklerin soy kütüğü ve var olma hikâyesidir. Ayrıca, Türk ırkının yeni bir dal hâlinde dirilişi de diyebileceğimiz...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Destan Hakkında bilgi:<br />
<br />
<br />
Bilinen en önemli iki Göktürk Destanından birisidir. Bir bakıma, M.S. altıncı yüzyıldan sekizinci yüzyıl ortalarına kadar egemen olmuş bu Türk Devletinin Göktürklerin soy kütüğü ve var olma hikâyesidir. Ayrıca, Türk ırkının yeni bir dal hâlinde dirilişi de diyebileceğimiz Bozkurt Destanı, Bilge Kağan'ın Orhun Âbidelerindeki ünlü vasiyetinin ilk cümlesi olan: &quot;Ben Tanrıya benzer, Tanrıdan olmuş Türk Bilge Kağan, Tanrı irade ettiği için, kağanlık tahtına oturdum&quot; cümlesi ile birlikte düşünülecek olursa soyun ve ırkın nasıl bir şekilde ilahileştirilmek istenildiğini de anlatmaktadırlar. Destan Çin kaynaklarında kayıtlıdır. Değişik söyleyişler durumunda ise de, çizgileri aynı fakat isimler üzerinde, anlatıştan doğma veya Çinlilerce yazılırken isimlerin Çince söylenmesinden meydana gelme değişikler yüzünden ayrı görünen belli üç söylenti şeklinde yazılmıştır. <br />
Birinci söyleyiş:<br />
<br />
<br />
Hun Ülkesinin kuzeyinde So adı verilen bir ülke vardı. Burada, Hunlarla aynı soydan olan Göktürkler otururdu. Bir gün Göktürkler So Ülkesinden ayrıldılar. Bu sırada başlarında Kağan Pu adlı bir yiğit vardı. Kağan Pu'nun on altı kardeşi bulunuyordu. On altı kardeşten birinin annesi bir kurttu.<br />
<br />
<br />
Annesi Göktürklerce en kutsal yaratıklardan biri olarak bilinen ve böyle kabul edilen bir kurt olduğu için delikanlı, rüzgârlara ve yağmura söz geçirir, bu iki kuvveti buyruğu altında tutardı.<br />
<br />
<br />
Bununla beraber, So Ülkesindeki yurtlarından ayrılan Göktürkler düşmanlarının baskınına uğradılar. <br />
<br />
Bu baskında düşmanlar bütün Göktürkler'i yok ettikleri gibi on altı kardeşten sadece birisi kurtulabildi. Kurtulan delikanlı annesi kurt olan idi.<br />
<br />
<br />
Bu delikanlının da, birisi yaz diğeri de kış ilâhının kızı olan iki karısı vardı. Baskından sonra her ikisinden ikişer oğlu oldu. Zamanla kalabalıklaşıp çoğalan halk, çocuklardan en büyüğünü kendilerine Hakan seçtiler; o zamanki adı Göktürk dilinde değildi. Hakan seçilir seçilmez Göktürkçe olmayan bu adını bıraktı ve Türk adını aldı.<br />
<br />
<br />
Ondan sonra Türk on kadınla evlendi, bir çok çocukları oldu. içlerinden Asena adını taşıyan biri hakanlık tahtına geçince boyun adı da Aşine oldu.<br />
<br />
İkinci söyleyiş:<br />
<br />
<br />
Hunların bir boyu olan ve adına Aşine denilen Türk boyu Hazar Denizinin batı taraflarında yerleşmişti. Türklerin ilk atası olarak biliniyordu. Rahat ve huzur içinde otururlarken bir gün ansızın düşmanların baskınına uğradılar. Baskının sonunda kimse sağ kalmadı.<br />
<br />
<br />
Her nasılsa küçücük bir çocuk bu baskından sağ kalmış bir köşeye sığınmıştı. Düşmanlar onu da gördüler. Fakat, cılız ve küçük bir çocuk olduğu için kimse ondan korkmadı ve ona aldırmadı. Hattâ içlerinden acıyanlar bile çıktı. Ama düşman yine de her ihtimali düşünüp, çocuğu öldürmektense kolunu bacağını kesip orada öylece bırakmayı uygun gördü; düşündükleri gibi yaptılar.<br />
<br />
<br />
Kolunu bacağını kesip, yan ölü hâle getirdikleri çocuğu alıp bataklıkta bir sazlığa attılar; bırakıp gittiler.<br />
<br />
<br />
O sırada, nereden çıktığı bilinmeyen bir dişi Bozkurt göründü, geldi, çocuğu emzirdi. Yaralarını yalayıp iyi etti. O günden sonra da, avlanıp getirdiği yiyeceklerle çocuğu besleyip büyüttü, gücünü kuvvetini arttırdı.<br />
<br />
<br />
Zamanla Bozkurd'un beslediği çocuk gürbüzleşti.<br />
<br />
<br />
Günlerden sonra bir gün, baskın yapıp Asine soyunu yok eden düşman başbuğu, kolunu bacağını keserek sazlığa attıkları çocuğun yaşadığını öğrendi. Adamlar gönderip durumu öğrenmek, sağ kaldı ise öldürtmek istedi.<br />
<br />
<br />
Düşman başbuğunun gönderdiği asker geldiğinde, kolu bacağı kesik gencin yanında bir dişi Bozkurt gördü. Dişi Bozkurt tehlikeyi sezmişti, dişleriyle gerici yakaladığı gibi denizin öte yanına geçirdi; orada da durmayıp Altay Dağlarına doğru götürdü. Orada, her tarafı yüksek dağlarla çevrili bir yaylada bir mağaraya yerleştirdi, onunla evlendi; on oğlan doğurdu!<br />
<br />
<br />
Mağaranın bulunduğu yayla yeşillikti; serin gür suları, meyve ağaçlan, av hayvanları vardı. Oğlanlar orada büyüdüler, orada evlendiler. Her birinden bir boy türedi. Bunlardan birinin adı da Asine boyu idi.<br />
<br />
<br />
Asine, kardeşlerinin içinde en akıllı, en gözü pek, en yiğit olanı idi. Bu yüzden Türk Hakanı o oldu. <br />
<br />
Soyunu unutmadı. çadırının önüne her zaman, tepesinde bir kurt başı bulunan bir tuğ dikti.<br />
<br />
<br />
Aradan çok yıllar geçti. Aşine boyuna Asençe adlı bir başka yiğit hakan oldu. Bunun zamanında ise Aşine boyu, bulundukları yerden çıkıp daha güzel yurtlara yerleştiler.<br />
<br />
<br />
Üçüncü söyleyiş:<br />
<br />
<br />
Bir not halindedir. Çin devlet adamlarından Cjan-Ken'in, Milattan önce 119 yılında, Çine göre batı ülkelerinde yaptığı gezi sonunda gördüklerini ve duydukların yazıp o zamanki Çin împaratoruna sunduğu notlan arasında kayıtlıdır. Notu, Abdülkadir înan'ın, Türk Dili Araştırmalan Yıllığı (1954) ndaki Türk Destanlanna Genel bir bakış adlı yazısından olduğu gibi alıyoruz:<br />
<br />
<br />
&quot;Hun Ülkesinde bulunduğum zaman duydum ki Usun Hanı, Gunmo unvanını taşıyor. Gunmo'nun babası, Hunlann batısındaki bir ülkeye sahipti. Gunmo'nun babası bir savaşta Hunlar tarafından öldürüldü. Yeni doğmuş olan Gun-mo'yu kırlara attılar. Kuşlar çocuğu sineklerden koruyor; bir dişi kurt sütüyle besliyordu. Hun Hakanı buna şaştı. Bu çocuğu saydı. Onu kendi terbiyesine aldı, büyüttü. Babasının ülkesini ona geri verdi.&quot;</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Snek</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.modifiyem.com/forum/blogs/snek/93-bozkurt-destani.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BMW'me ŞİİR]]></title>
			<link>http://www.modifiyem.com/forum/blogs/bmwstreet/92-bmwme-siir.html</link>
			<pubDate>Sat, 05 Jan 2008 13:55:26 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[_BMW'ME ŞİİR_
BMW'm var kırmızı
Hem de klimalı
Basınca gaza yapıştırır koltuğa 
kimse yiyemez beni Lefkoşa yolunda

Sesi tahrik etti beni
Düzlükte geçtim RX-8'i
Yeter artık takıcam LPG'yi
Ocağıma incir ağacı dikti]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><u>BMW'ME ŞİİR</u><br />
BMW'm var kırmızı<br />
Hem de klimalı<br />
Basınca gaza yapıştırır koltuğa <br />
kimse yiyemez beni Lefkoşa yolunda<br />
<br />
Sesi tahrik etti beni<br />
Düzlükte geçtim RX-8'i<br />
Yeter artık takıcam LPG'yi<br />
Ocağıma incir ağacı dikti<br />
<br />
Jantlar CMS, lastikler Mıchelin<br />
Olmayanlar çatlasın<br />
Motor desen gıcır<br />
Yanlamaya da hazır<br />
<br />
Dur desen durmaz<br />
Her virajda yanlar<br />
Eh biraz da düz git<br />
BMW diyor ki ölümüne drift<br />
<br />
Çemberde yan yan gider<br />
Sonra da benzinliğe girer<br />
Klası Ferrariye eş<br />
Yaşasın CM 755 :)</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>BMWstreet</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.modifiyem.com/forum/blogs/bmwstreet/92-bmwme-siir.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Neden Baba...!</title>
			<link>http://www.modifiyem.com/forum/blogs/snek/90-neden-baba.html</link>
			<pubDate>Tue, 25 Dec 2007 21:08:44 GMT</pubDate>
			<description><![CDATA[neden baba??????? 
Bir kızın babasına olan isyanı

NEDEN BABA


Yıl 2020, kızım 18, ben 47 yaşındayım... 

'Baba bizim bayrağımızda sizin zamanınızda Ay-yıldız varmış neden 
şimdi haç işareti ve anlamını bilmediğim renkler var?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>neden baba??????? <br />
Bir kızın babasına olan isyanı<br />
<br />
NEDEN BABA<br />
<br />
<br />
Yıl 2020, kızım 18, ben 47 yaşındayım... <br />
<br />
'Baba bizim bayrağımızda sizin zamanınızda Ay-yıldız varmış neden <br />
şimdi haç işareti ve anlamını bilmediğim renkler var?<br />
<br />
2 arkadaş okulda tavan arasında eski bir atlas bulmuştuk, o atlasta<br />
gördük daha önce Edirne'den Kars'a kadar Türkiye toprağı imiş, şimdi neden <br />
o haritanın 1/5'ine Türkiye diyoruz?<br />
<br />
Eskiden her mahallede 1&#8211;2 cami varken, şimdi neden her ilde bir cami <br />
var, dedem bahsetmişti daha önce ezan denen bir şey varmış, günde 5 defa <br />
camilerden okunurmuş şimdi bu çan sesleri ne baba?<br />
<br />
Filistinlilerin zamanında topraklarını parça parça satarak İsrail'in <br />
kurulmasına sebep olduklarını hiç mi bir yerde okumadınız da, topraklarımızı <br />
sattırıp şimdi bu ufacık alana bizi hapsettiniz. Siz atalarınızdan böyle mi aldınız bu toprakları, emaneti böyle mi korudunuz. Günden güne topraklarımız satılırken siz uyuyor muydunuz baba? <br />
<br />
Baba küçükken herkesin beni Ayşegül diye çağırdığını hatırlar gibiyim <br />
şimdi neden bana Angel diyorlar, benim kulağıma Angel ismini ezanla sen mi <br />
söyledin? <br />
<br />
Bizim evin önünden tanklarla geçen Amerikan askerleri kim baba? Her gün bize hakaret ederek ve sizi her gördükleri yerde coplayarak demokrasi mi getirdiler baba? Bize okulda demokrasinin tanımını daha farklı öğretiler sanki <br />
<br />
Elime geçen gün bir kitap geçti baba, senin gençliğinden kalan. Biz Ankara'ya taşınmazdan önce memleketimizin ismi Gaziantep'miş ve 6317 şehit vererek 'Gazi' lik ünvanını kazanmış. Neden şimdi oraya kürdistan diyorlar baba. Baba hani sizlere kürtlerle Türkler kardeştir ! demişler, peki kardeşlerim neden bizi öldürüp ülkemizde ayrı devlet kurdular. <br />
<br />
Baba o kitapta Atatürk diye birinden de bahsetmişti. O her kimse 1933'te Bursa'da bir nutuk vermiş, ben şimdi bile ne kastettiğini anlayabiliyorken, sizin gençliğiniz bu kadar mı cahildi de o uyar! ıları dikkate almadınız. <br />
<br />
Şimdiki kürdistan toprağında yer alan Süleymaniye'de askerimizin başına çuval geçirmişler ve sen o dönemde gençtin, hiç mi kanın donmadı baba. Neden hesap sormadınız bunları görmezden gelen yöneticilerinize? <br />
<br />
O az önce bahsettiğim Atatürk size bir hitabe yazmış ve sizi hain yöneticilere ve uşaklara karşı uyarmış ve hitabenin sonunda da 'Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.' demiş. Baba kanınız o kadar bozuk mu ki ülkemizi bu hale getirenlerin yakasına yapışmadınız! <br />
<br />
Baba Türkiyeli ne demek, biz Türk çocuğu değil miyiz, soyumuz belli değil mi bizim, o kitapta okumuştum 'Ne mutlu Türküm diyene' yazıyordu. Peki, baba ben neden mutlu değilim. Türküm demek suçsa ve kötü bir şeyse siz eskiden neden söylerdiniz. <br />
<br />
Baba biz Kurtuluş Savaşı denen bir şey yaşamışız, kitaba göre dünyanın gördüğü en şanlı savaşmış ve o savaşta 4 milyon şehit vermişiz. Madem bu vatandan bu kadar kolay vazgeçecektiniz de neden o kadar şehit verdiniz. <br />
<br />
Hiç mi kitap okumadınız, hiç mi sizi uyaran olmadı, hiç mi göremediniz ülkemizin peşkeş çekildiğini, eğer farkında olduysanız ve duygusuzca evinizde oturduysanız sizin o hainlerden ne farkınız kaldı. Allah'ın huzuruna hangi yüzle çıkacaksınız baba. 'Vatan sevgisi imandandır' diye bir hadis varken hadi diyelim ki Türklüğünüzden vazgeçtiniz bari İslam'ın emrine uysaydınız. <br />
<br />
Senin eski CD'lerden dinledim baba, bizim de bir İstiklal Marşı'mız varmış, o marşı yanlızca körü körüne ezberlediniz mi? Atalarımız sizi her fırsatta uyarmış, demiş ki 'Ey Türk titre ve kendine dön.' Baba ne zaman titreyeceksiniz, Ankara'yı da kaybettikten sonra mı? Bundan 13 yıl önce titremediyseniz eğer artık hiç bir şey titretemez sizi. <br />
<br />
Baba sen son bağımsız olan Türkiye Cumhuriyetini gördün. 'Ya devlet başa, ya kuzgun leşe' diyebilecek bir Hasan Tahsin, bir Şehit Şahin, bir Sütçü İmam yok muydu aranızda? Yazıklar olsun baba sizin gençliğinize! <br />
<br />
Bu günleri göreceğime hiç doğmasaydım baba. Türklüğünüzden utanmadınız hiç olmazsa insanlığınızdan utansaydınız baba. Bu vatan göz göre göre altınızdan kayarken hiç olmazsa ŞEREFİNİZLE ÖLEMEDİNİZ Mİ?' <br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
HER GÜNÜM CENAZE, HER GÜNÜM ŞEHİT <br />
BUNLARIN SEBEBİ BİR İT OĞLU İT<br />
UYAN TÜRK EVLADI UYUMA UYAN<br />
OTUZ KUPONA ALINMADI BU VATAN</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>Snek</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.modifiyem.com/forum/blogs/snek/90-neden-baba.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>**Kadının Hası**</title>
			<link>http://www.modifiyem.com/forum/blogs/atomkarinca/89-%2A%2Akadinin-hasi%2A%2A.html</link>
			<pubDate>Mon, 24 Dec 2007 12:12:35 GMT</pubDate>
			<description>Her gün kim bilir kaç kadın görüyorum... Sokakta, vapurda, okulda, kuaförde, orda, burda...Ama olmuyor hanımlar, olmuyor! Kadınlar kadınlığı unutalı daha kaç on yıl oldu ki? Solaryuma girmeye, çıplak 
gezmeye, kariyer hırsıyla yüzlerini buruşturmaya başlayalı kaç on yıl oldu? 
 
Çevremde gördüğüm...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Her gün kim bilir kaç kadın görüyorum... Sokakta, vapurda, okulda, kuaförde, orda, burda...Ama olmuyor hanımlar, olmuyor! Kadınlar kadınlığı unutalı daha kaç on yıl oldu ki? Solaryuma girmeye, çıplak <br />
gezmeye, kariyer hırsıyla yüzlerini buruşturmaya başlayalı kaç on yıl oldu? <br />
 <br />
Çevremde gördüğüm kadınlardan bazılarının birtakım özelliklerini seçtim. Bunlara, dizilerdeki, filmlerdeki, romanlardaki kadınların hoşuma giden özelliklerini ekledim. Gözlerimi kapadım, Osmanlı zamanından kalma, hani şu afet-i devran denen kadınları düşündüm. O nasıl bir cazibedir ki, peçelerin ardından bile erkekleri aşık eder. <br />
 <br />
Kadının güle benzemesi gerektiğine karar verdim sonunda. Kadının hası güle benzer. Rengiyle, kokusuyla, dikeniyle. Açın televizyonu, bir tane gül görüyor musunuz? <br />
 <br />
Kadının hası... Kadının hası yumuşak başlı olmaz, ama ağırbaşlı ve sıcak olur. Ağırbaşlılıktan kastım, sıkıcılık değil elbet. Şımarıklığın da hakkını verir. <br />
 <br />
Ağırbaşlı tebessümleri olur bir de. Kadın yüzü dediğin mahkeme duvarına <br />
benzemeyecek. Bu tebessümler sevgidir. Yumuşacık bir sevgi olur kadın yüreğinde. Kim olursa olsun, ne yaşamış olursa olsun. <br />
 <br />
Erkeğini dizine yatırıp saçlarını okşamayı bilir gerçek bir kadın. <br />
Kadının hası nerede, nasıl davranacağını bilir. . İnsanların içinde kapris yapmaz, hır çıkarmaz; ama gerçek bir Osmanlı kadını gibi, adabıyla, raconuyla istediğini alır. Dırdır etmez. Çok konuşup, baskı yapıp erkeği bezdirmez. Yüz göz olmaz kadının hası. Bazen öyle bir bakar ki, hele bir de bazen öyle bir susar ki, bin tümceye bedeldir bu <br />
bakmalarla susmalar. Bu kadın üzülmeyi de bilir, ağlamayı da, kızmayı da. Ama üzmemek lazım, ayrıca kızdırmaya da gelmez. <br />
 <br />
Gerçek bir kadın ezik durmaz. Kambur yürümez, dimdik durur. Kendine saygısı, güveni vardır. erkeğine can yoldaşı olur,destek olur, onu dinlemeyi bilir. <br />
 <br />
Bazen utangaç olur, bazen ürkek. Soğuktan ya da yalnızlıktan korkabilir kadın. Aptal olmaz gerçek bir kadın. Bön bön bakmaz adamların suratına. Hülyalı bakışları da olsa, zihni uyanık olur. <br />
 <br />
Hüznü, gökten deli deli yağan yağmur gibi olur, saçlarından akar. Neşesi ise öyle renkli, öyle dağınık; saçları savrulur. Kahkahaları vardır bu kadının, çın çın eder odaların duvarlarında. <br />
 <br />
Sesi güzel olur kadının, biraz buğulu...arada bir pencereye yaslar başını, sokağa dalıp gider, bir şarkı söyler. Olgunluğuyla şaşırtır erkeği. Bazen de öyle çocuk olur, öyle sağlam saçmalar ki, yine, yine şaşırtır onu. <br />
 <br />
Sıkmaz kadın, bunaltmaz, yaşa yaşa bitmez. Huzur verir varlığıyla. <br />
İçmesini de bilir kadının hası. Bazı akşamlar anason kokulu tüter sofrasının sıcağı. İçli bir türkü dinler bazen, üşür, sırtına hırkasını alır. Konuşurken insanın yüzüne bakar kadın. Kibirli olmaz. <br />
 <br />
Kültürsüz olmaz. Bomboş olmaz kafası. Dünyanın, ülkenin olaylarını bilir, anlar, söyleyecek sözü vardır. kişiliklidir. Beceriklidir. Tırnağı kırılınca üzülür, üzülür işte, profesör de olsa, sultan da olsa, <br />
boksör de olsa üzülür. <br />
 <br />
Gerçek bir kadın hiçbir zaman reklam panolarındaki kızlara benzemez. Etini teşhir etmez. Fosforlu bir taş gibiliği yoktur onun, loş bir cazibesi vardır. albenisi metrelerce öteden çarpar adamı. Ne kadar örtüneceğini, ne kadar açılacağını, yerine ve zamanına göre bilir. Gerçek bir kadın Paris podyumlarında yürüyen, 17. yüzyılın vebalı kadınları <br />
gibi mankenlere benzemez. Uzun saçları vardır kadının. Yumuşak olur, güzel kokar. Kadının hası saçlarını ne zaman toplayacağını, ne zaman salacağını bilir. Kadına yaraşmaz soğukluk. Gerçek bir kadın göbek atmayı, gerdan kırmayı, iyi becerir; ama öyle her yerde masaların üstüne çıkıp oynamaz. Havasında oldu mu, bir oynadı mı, herkes onu izler. <br />
 <br />
Kadın korunmayı sever, ama korunmaya muhtaç olmaz. Erkekler korumayı severler, ama yine de güçsüz, zavallı kadınlardan hoşlanmazlar.Güçlü kadından ise çekinirler, ona yanaşamazlar. Kadının hası bu dengeyi <br />
kurmayı bilir; gücünü erkeğin gözüne gözüne sokmaz. <br />
 <br />
Has kadına naz da yakışır, kapris de. Öyle tatlı, öyle kıvamlı naz eder ki, onun nazını erkek zevkle çeker.<br />
Gerçek bir kadın şiir gibi olur, mey gibi olur, ömür gibi olur</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>atomkarınca</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.modifiyem.com/forum/blogs/atomkarinca/89-%2A%2Akadinin-hasi%2A%2A.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>üye oldugum siteler</title>
			<link>http://www.modifiyem.com/forum/blogs/arslanali/88-uye-oldugum-siteler.html</link>
			<pubDate>Sat, 17 Nov 2007 17:02:16 GMT</pubDate>
			<description>opelim.net
fordturkiye.com</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>opelim.net<br />
fordturkiye.com</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>arslanali</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.modifiyem.com/forum/blogs/arslanali/88-uye-oldugum-siteler.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Önemli!!!</title>
			<link>http://www.modifiyem.com/forum/blogs/kingofthewest/87-onemli.html</link>
			<pubDate>Sat, 17 Nov 2007 11:18:00 GMT</pubDate>
			<description>Bu mesajı okuduktan sonra eğer 1 saat içerisinde team nissana bir mesaj atmaz yada bir konu açmazsan bütün işlerin ters gitmeye başlayacak,şanssızlıklar peşini bırakmayacak,herşeyini kaybedeceksin!
Bu bir şaka değil,bir arkadaş mesaj atmamış 1 saat sonra ölmüş!
Aman ihmal etme...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Bu mesajı okuduktan sonra eğer 1 saat içerisinde team nissana bir mesaj atmaz yada bir konu açmazsan bütün işlerin ters gitmeye başlayacak,şanssızlıklar peşini bırakmayacak,herşeyini kaybedeceksin!<br />
Bu bir şaka değil,bir arkadaş mesaj atmamış 1 saat sonra ölmüş!<br />
Aman ihmal etme...</div>

]]></content:encoded>
			<dc:creator>KingoftHeWest</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">http://www.modifiyem.com/forum/blogs/kingofthewest/87-onemli.html</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
