Kayıt Ol Yardım Üye Albümleri Sosyal Gruplar Etiketler Arama Bugünkü Mesajlar Forumu Okunmuş Say Arama

Geri   Modifiyem© > Blogs > arif


Sultan Fatih Edirne'ye giderken Molla Kırımi'ye sordu:
"Molla, Kırım mamur bir yermiş, altıyüz âlimi varmış ki kitap telifi ile meşgul olurlarmış, doğru mu?"
Molla da:
"Evet Padişahım öyle," demiş. "Lâkin ben sonlarına yetiştim. Bir hain vezir çıkıp ulemaya zulmettiğinden, şimdi ne onlardan, ne mamuriyetten eser kalmamış. Malumunuzdur ki, ilim ve sanat bir memleketi ihyaya sebeptir."
Sultan, Sadrazam Mahmud Paşa'yı çağırtmış ve Molla'nın sözlerini naklettikten sonra şöyle demiş:
"Görüyor musun, bir vezir koca memleketi ne hâle sokmuş."
Sadrazam buna cevaben demiş ki:
"Efendimiz, suç vezirin değil, Kırım Hanı'nındır ki, öyle bir adamı vezir yapıp idareyi eline vermiştir."
Oy Ver

PKK böyle bir pusuyu atacak güçte midir?

18-10-2007 Saat: 18:56 Gönderen: arif
Alıntı:
Operasyonda hata mı yapıldı?

PKK böyle bir pusuyu atacak güçte midir?

Türkçe açılımı: Kürdistan İşçi Partisi olan, Partiye Karkere Kürdistan partisi Ankara'da öğrenci olan Abdullah Öcalan tarafından kurulmuştur. O dönemde partide kurucu bulunan arkadaşları Cemil Bayık, Duran Kalkan ve Mustafa Karasu'ydu.

Kuruluş tarihi 27 kasım 1978 olan bu örgüt, 1980 yıllarından sonra palazlanmaya başladı. Şehirde kurulmasına rağmen Güneydoğu'da halk arasında örgütlenmeye başlayan terör örgütü, bölge halkını tehdit ederek yardım almaya başladı.

Özellikle Hakkari bölgesinde etkili olan PKK, Çukurca ve Yüksekova'da isyan teşebbüsünde bulunmuş, karakollara saldırmak suretiyle Devlete kafa tutmuştur.

Sırf Hakkari ve bölgelerinde, 1993 ve 1995 yıllarını kapsayan 2 yıl içinde:
365 SUBAY,ASTSUBAY VE ASKER ŞEHİT OLMUŞTUR
804 SUBAY,ASTSUBAY VE ASKER YARALANMIŞTIR.
60 GEÇİCİ KÖY KORUCUSU VE 2 POLİS ŞEHİT DÜŞMÜŞTÜR
48 GEÇİCİ KÖY KORUCUSU VE 1 POLİS YARALANMIŞTIR

1993-95 TARİHLERİ ARASINDA PKK TARAFINDAN 37 VATANDAŞ ÖLDÜRÜLMÜŞ,39 VATANDAŞ YARALANMIŞ VE 76 VATANDAŞ KAÇIRILMIŞTIR.
PKK 28 KARAKOLA EYLEM DÜZENLENMİŞ, 148 KEZ KARAKOL,ÜS,KIŞLA,KÖYE MEZRAYA HAFİF SİLAHLARLA SALDIRMIŞTIR.
YÜKSEKOVA VE ÇUKURCA İLÇELERİNDE İKİŞER DEFA AYAKLANMA GİRİŞİMİNDE BULUNULMUŞTUR.



Bu süreçte: HAKKARİ VE KUZEY IRAK'TA YAPILAN MUHAREBE VE ÇATIŞMALARDA

2256 PKK'LI ÖLDÜRÜLDÜ
202 PKKL'LI TESLİM OLDU(26 SI KADIN)
1989 KİŞİ YARDIM VE YATAKLIKTAN YAKALANDI,476 KİŞİ TUTUKLANDI.



ELE GEÇİRİLENLER

1231 PİYADE TÜFEĞİ
91 MAKİNELİ TÜFEK
14 UÇAKSAVAR MAKİNELİ TÜFEĞİ
14 HAVAN TOPU
6114 HAVAN MERMİSİ
193 ROKETATAR SİLAH
5054 ROKETATAR ROKETİ
4081 MAYIN
729 TAHRİP KALIBI
4152 FÜNYE
1,096.688 HAFİF SİLAH MERMİSİ
20,110 AĞIR SİLAH MERMİSİ
39 TELSİZ
68 DÜRBÜN
297,040 KG. ERZAK
Kaynak: Kan uykusu programı.(SKY TURK)



Bu örgüt tüm Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da büyüyüp gelişmeye başladı ve güvenlik güçleri ile yaptıkları çatışmalar binlerce cana mal oldu.

Bu dönemlerde Abdullah Öcalan Suriye'de yaşıyor ve örgütünü buradan yönetiyordu. Suriye Hükümeti de, bu teröristin ülkelerinde saklanmasına izin veriyor, hatta içten içe destekliyordu.

Daha sonra Abdullah Öcalan'ın yakalanması için bir süreç başlatıldı. Bu süreci harekete geçiren konuşma, 16 eylül 1998 yılında Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş'in Suriye'yi sert bir dille uyarması oldu.

Ardından Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Dışişleri Bakanı İsmail Cem. "Suriye'nin tavrını değiştirmemesi durumunda Suriye'ye savaş ilan edileceğini" söylediler. Türkiye ile savaşmayı göze alamayan Suriye Hükümeti, ekim 1998'de bir mutabakat imzalayarak (Adana mutabakatı) Öcalan'ı Suriye'den çıkarttı.

Öcalan Suriye'den ayrılınca sırasıyla Moskova, Roma ve Atina'ya gitti. Amerikan istihbaratı ve Türk diplomatlarının girişimi ile Yunanistan da barındırılmayan Öcalan Yunanlı yetkililer tarafından Güney Afrika Cumhuriyeti'ne gönderiliyor denilerek CİA ve MOSSAD'ın etkili olduğu Kenya'ya gönderildi. Burada Amerika ve İsrail istihbaratı tarafından derdest edilerek Türk istihbarat görevlilerine teslim edildi.(14 Şubat 1998) Teslim süreci, aslında Amerika'nın PKK örgütünün siyasallaşması isteği için atılan adımın bir parçasıydı . AB kanalı ile AB'ye giriş süreci çerçevesinde idam cezası alelacele kaldırıldı ve Öcalan'ın idam edilmesi önlendi.

Gerek Öcalan'ın yakalanması, gerekse Türk Güvenlik güçlerinin yaptığı etkili operasyonlar neticesinde PKK gerileme sürecine girdi. Bunda PKK'nın politikleşme süreci kararı almasının da etkisi oldu.

Artık Milliyetçi Kürt söylemleri ile siyaset yapan partiler açılmaya, mahkeme kararı ile kapandıktan sonra isim değiştirerek yeniden politika yapmaya başladı. Bu partiler PKK söylemleri ile politika yapıyor ve PKK tarafından destekleniyorlardı. PKK'nın durması ve sınır ötesine çekilmesi süreci, Güneydoğu halkı ile yeniden kucaklaşma ve bölgeyi yeniden imar etme; yatırım yapma zamanıydı ama bu süreç politikacılar tarafından iyi kullanılamadı.

Kısaca anlatmaya çalıştığım gelişmeler sonucunda bugün Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da 2 parti ağırlık kazandı.
Bunlardan bir tanesi, bölge halkına para dağıtan AKP ve Kürt Milliyetçi söylemleri ile politika yapan DTP, bölge oylarının neredeyse tamamına sahip oldu. Seçim barajından kurtulmak için bağımsız aday gösteren DTP, meclise girdi ve grup kuracak çoğunluğa ulaştı.

Meclise giren DTP Milletvekilleri kontrollü davranıyor, tahrik edici söylemlerde bulunmamaya çalışıyordu. DTP Başkanı Ahmet Türk ile MHP lideri Devlet Bahçeli'nin mecliste el sıkışmaları, yumuşama sürecini getirmişti. Bazı DTP Milletvekillerinin sert söylemleri, Parti tarafından benimsenmiyor ve "kişisel görüşüdür" diyerek geçiştiriliyordu.

Kabul edelim ya da etmeyelim, Türkiye'de bir şeyler değişmeye, ABD ve AB destekli yeni politik açılımlar uygulanmaya başlanmıştı . Artık 12 eylül faşist anayasası yerine sivil bir anayasa yapılması, Kopenhag Kriterleri adı altında demokratikleşme adımlarına devam ediliyordu.

Her şey Kürt'ler için iyiye gitmeye başlamıştı. Bu dönemde PKK: "siyasi sürecin izlenmesi gerektiğini, kendilerine saldırı olmadıkça silah kullanmayacaklarını" açıklıyordu.

2007 genel seçimlerine girilirken ve seçim sonrasında bazı bombalı eylemler yapılıyor, süreç gerginleştirilmeye çalışıyordu. Batıda uzaktan kumandalı bomba patlatarak, Güneydoğuda uzaktan kumandalı mayınlar ile vur kaç eylemleri yapan bir grup terörist adını gündemde tutmaya çalışıyor ama yüksek risk taşıyan kalabalık silahlı çatışmalardan özenle kaçınıyordu. Kısacası PKK etkili bir güç gösteremiyordu.

PKK-Kadek politik süreci beklerken PKK içinde karşıt düşüncede olan bir grubun eylemler yapmaya başladığı biliniyordu. Suriye Şam doğumlu bir Kürt olan Dr. Bahos Erdal isimli terörist kendi grubu ile eylemler yapıyordu. Ama yukarıda da açıklamaya çalıştığım gibi bu eylemler düşük yoğunluklu ve terörist için risk taşımayan eylemlerdi.

Son günlerde iki büyük eylem yapıldı. Bunlardan bir tanesi, korucuları ve ailelerini taşıyan bir minibüsün taranması, diğeri ise operasyon yapmış komando taburunun dönüş güvenliğini sağlamak için geride bıraktığı askerlere yapılan suikast.

Öncü ve asıl birliklerin operasyon yaptığı, dağın taşın bombalandığı bir bölgede artçı birliklere nasıl olur da böyle bir pusu kurulabilir, bunu anlamam pek kolay değil. Asıl birliklerin güvenli bir şekilde operasyon bölgesinden çekilmesi için hakim tepelere mevzilenmiş olması gereken artçıların pusu yemesi, tim komutanınn hatası gibi; hata olmasını umuyorum.
Artçı birlikler pusuya düşürüldüklerinde neredeydiler; bunu pek bilmiyoruz ama el bombaları ile saldırıya uğrayacak kadar teröristler nasıl yaklaştı çok merak ediyorum. Bolu dağ komando birliğinin eğitimli askerleri nasıl el bombalarına hedef olacak pozisyona düştüler, hem de asıl birliklerce arama yapılan bölgede?

Kaygılarımla
Erdal
http://www.yazarport.com/read.aspx?yazino=459
Kategori Teror, Pkk
Yorumlar 0 Bu kaydı E-Posta ile gönder
Toplam Yorum 0

Yorumlar

 

Tüm Zamanlar GMT +3.5. Şu anda saat 08:21.

Sayfa 0.33309889 saniyede (100.00% PHP - 0% MySQL) 13 query kullanılarak yaratıldı.

Powered by: vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Modifiyem İnternet Bilişim ve Reklamcılık Hizmetleri © 2000 - 2007